<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957</id><updated>2011-07-15T00:31:06.669+03:00</updated><title type='text'>Blogger Şeysi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>42</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-906746159888998046</id><published>2007-04-23T21:37:00.000+03:00</published><updated>2007-04-29T20:51:59.457+03:00</updated><title type='text'>23 Nisan</title><content type='html'>23 Nisan'da dünyanın dört bir tarafından misafirler gelir, okullara göre dağıtırlar sonra. İlkokuldayken bizim okula Gürcistan düşmüştü. Nasıl oldu, niye oldu bilmiyorum biz de bir misafir ediniverdik. 23 Nisan'dan bir hafta on gün önce okulun içinde toplandık, bana saatlerce sürmüş gibi gelen bir merasim düzenlediler. Sırayla hediyeler verildi, misafirler eşleştirildi felan.. Niga adında benden bir iki yaş büyük bir çocuk geldi sonunda. El sıkıştık, pembe birer çanta tutuşturdular elimize. Arkama bakmadan annemin yanına gittim, Niga da takip etmiş olacak ki bizde kaldı o günden sonra. Benim gibi sessiz sakin bir çocuktu. Çantadan çıkan uyduruk dil klavuzu yardımıyla birkaç cümle konuşup sıkılmıştık. Acıktım, başım ağrıyor dışında bir şey yoktu ki klavuzda! Muhtemelen yatana kadar pembe çantadan çıkanları incelemişimdir. Ertesi sabah ve diğer sabahlar kahvaltı yapıp okula gittik. Misafirleri bir otobüse, bizi başka bir otobüse doldurup götürürlerdi. Meğer misafirler prova yapmaya gidiyorlarmış. Ben de o hafta boyunca Ankara'daki bütük sokakları elimde benim için çok büyük olan bir bayrakla gezdim. Boyum uzun diye de sıranın en önünde tek başıma yürütmüşlerdi. Zaten utanıyordum, bir de yalnız olunca işkence gibi gelmişti. Neyse ki bir gün ara verip Kapadokya'ya götürdüler. Orayı çok sevmiştim, kumdan kaleler felan. Başka bir gün de bir spor salonuna götürdüler, orada çok acıkmıştım, hatırlıyorum. Yemek şirketi olarak da ünlü hamburgercilerden biriyle anlaşmışlar, çocuk menüsü gibi bir şey vermişlerdi sanırım. Hoşuma gitmişti işte, bayrak yoktu en azından! Tüm gün tribünlerde oturup misafirlerin provalarını izlemiştik, sıkıcıydı. O hafta boyunca eve gittiğimiz gibi seriliyorduk Niga'yla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gece bir patırtı uyanmıştım, baktım bizim çocuk oyuncaklarımı bavuluna yerleştiriyor! Sesimi çıkarmadım, uyuyormuş gibi yaptım. Tabi sabah ilk iş anneme söylemek oldu. "Belki daha önce hiç oyuncak görmemiştir, kardeşlerine götürmek istiyordur. Bırak onun olsun, biz sana aynılarını alırız." dedi. Çocuk aklımla üzülmüştüm, kardeşlerine götürmek istiyormuş, daha önce hiç oyuncak görmemiş! Sesimi çıkarmadım ama benim malım kıymetlidir öyle kolay bırakır mıyım? Niga yok olduğu bir ara bavulunu açıp bakmıştım neler almış diye. Lego'larım, Batman'lerim karşımda duruyordu. Çıkardım teker teker hepsini, onlar benim en iyi arkadaşımdı. Yerlerine oynamadığım arabalarımı, transformerslarımı koydum. Onun için fark etmezdi nasılsa. Bir sonraki akşam babam elinde bir arabayla geldi, onu da hediye ettik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda gitme vakti geldi, ilk günkü gibi okulun içinde toplandık. Teker teker adlarımızı okudular, birlikte koridorun ortasına gittik. Bavulunu kaldırdı, öyle bekledi. Bir adam yanımıza gelip hadi öpsenize birbirinizi dedi. Ben hiç anlamam ki öpmekten felan, niye öpecekmişim hem? Annemi babamı öperdim bir tek. Arada bir de sıra arkadaşım Müge öperdi beni, başka öpme felan bilmezdim. Onu da öğretmen yanıma oturtmuştu, o bana güzel yazı yazmayı öğretiyordu ben de ona matematik. Hala güzel yazı yazmayı beceremem, o matematik öğrenmiş midir bilmiyorum. Neyse, Niga bana baktı, öyle bekledim. Sonunda da dönüp gitti diğer misafirlerin yanına. Ben de ev sahiplerinin tarafına geçtim. Bir önceki gece mektup yazmasını söylememi istemişti annem, adresimi verdim bir kağıda yazıp. Hiç mektup gelmedi, beklemiyordum da zaten, ancak şimdi aklıma geldi düşününce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyonda gösterdikleri ayrılırken ağlayan çocukları anlamıyorum. Birbirinizi hiç görmüyorsunuz ki arkadaş olasınız. Sabah çıkıp akşam gelirdi Niga, saat dokuz on olunca da yatağa koşan bir çocuktum ben. Günde üç dört saat görmemişimdir bile misafiri. Onda da ben odanın bir köşesine geçip büzüşürdüm, o da diğer köşesine. Toplam bir paragraf bile konuşmamışzdır belki. Tahtadan yapılmış kılıç ve kalkanı vardı, bir kere onu kullanmayı öğretmişti, onun dışında da beraber bir şey yapmadık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün televizyonun karşısına geçtim, belki Gürcü çocuklar yine gelmiştir diye, göremedim. Ne yapıyordur acaba şimdi Niga?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-906746159888998046?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/906746159888998046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=906746159888998046' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/906746159888998046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/906746159888998046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2007/04/23-nisan.html' title='23 Nisan'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-115082837309847840</id><published>2006-06-20T21:07:00.000+03:00</published><updated>2006-06-20T22:06:41.516+03:00</updated><title type='text'>Gündem</title><content type='html'>Son günlerde televizyon kültüründe çok önemli gelişmeler oluyor. Ben de hemen bir yazı döşeyim dedim. Ivır zıvırlara hiç bulaşmadan en ciddi 3 olayı seçip inceleyeceğim kısaca:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOMBA I - Ali Turca:&lt;br /&gt;Ulan yine mi türemiş bu popçular derken kulak kabartmış bulundum reklama. Sonra gerçek yüzünü öğrendim bu süper arkadaşımızın, meğerse "A La Turca" türevi bir Doritos ürünün reklamıymış. Birden neşelendim, ne güzel tutturmuşlar Gökhan Özen soundunu, tarzını! Sağa sola müthiş bacak savurma figürleri, uçları sivrice alınmış kaşlar, kirli sakal, yırtık kot pantalon... Türk Popu'nun doruk noktası diyebilirim bu şarkı ve klibimsi şey için. Eğer hala izlemediyseniz hemen televizyonunuzun başına kurulun ve reklama rast gelmek için zap yapmaya başlayın! Görüntü veremeyeceğim için en azından şarkının sözlerini vereyim istiyorum. Her saniye kafamda dönüyor, durduramıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmalı, tarçınlı kurabiyem misin?&lt;br /&gt;Yoksa peynirli gözlemem misin?&lt;br /&gt;Değilsen kıymalı böreğim misin?&lt;br /&gt;Sana çay demlesem gelir misiin?&lt;br /&gt;Gel keyfim gel (x onyüzbinmilyon kere)&lt;br /&gt;Çay vaktinde&lt;br /&gt;Tam vaktinde&lt;br /&gt;Keyiflenelim şimdi geeel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOMBA II - Pınar Köfte Reklamı:&lt;br /&gt;Aslında televizyondan çok sinemalarda karşıma çıkıyor bu reklam. Konu basit, aile akşam yemeği için toplanmış ama masada yiyecek bir şey yok. Süperanne geliyor ve aile bireylerine teker teker ne istediklerini soruyor. Aç hanehalkının köfte siparişlerini aldığı gibi mutfağa geçiyor. İşte bu noktadan sonra işler çığırından çıkmaya başlıyor. Tek sıra olmuş aşçı kıyafetli on kadar insan mutfakta dizilmişler ve anne teker teker siparişleri okuyor. Heyecan dorukta, kalbim hızlı hızlı çarpmaya başlıyor. Anne her siparişi söylediğinde, köftesi seçilen aşçı büyük bir mutlulukla sırıtıyor. Üzülüyorum ben köftesi istenmeyen aşçılar için. Sonunda seçilen aşçılarımız ellerinde köfteleriyle ekranın sağından solundan büyük bir mutlulukla zıplamaya başlıyorlar. Zayıf, Karadenizli bir amcanın elinde domates tutarak ekrana çıktığı (fırladığı) sahnede dehşete kapılıp ağlamaya başlıyorum. Ancak Teletubby dünyasında mümkün olabilecek kadar mutlu bu aşçılar çok korkutuyor beni. En sonunda da her bir aşçımız büyük bir gururla ellerinde köfteleriyle geçit yapıyorlar kamera önünden, duygulanıyorum... Korku, komedi, dram, fantazi türlerini ustaca harmanlamış bu kült reklam hiç şüphesiz ki uzun süre hafızalarımızdan silinmeyecektir. Hatta torunlarımımz GAG programında bunu izleyip gelecek kuşaklara aktaracaktır. Büyük bir hevesle bekliyorum o günleri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOMBA III - Dani California:&lt;br /&gt;Burada gerekenleri aşmış insan Tony Kaye yapmış zaten, ayrıca söyleyecek çok birşeyim yok. Red Hot Chilli Peppers'ın yeni albümü "Stadium Arcadium" için çektiği ilk klip Dani California'dan bahsediyorum. Güzel bir şarkı eşliğinde 60'lardan başlayarak günümüze kadar rock grublarının kıyafetlerini, hal ve tavırlarını inceleme fırsatı buluyoruz bu kült kliple. Kurt Cobain tiplemesi ve rock'n'roll (Elvis ve Beatles tam olarak sanırsam) bölümleri kendimden geçirdi beni. 80'lerin glam/hair metal gruplarının makyajları, hareketli dilleri... Punkçıların yerinde duramayıp sahnenin dört bir yanına sıçramaları... Psychedelic rock bölümündeki süper Jimi Hendrix tripleri... Baş döndürücü bir klip, mutlaka izlenmesi lazım. Soulseek'te 69 mblık bir MTV rip verisyonu var, görüntü ve ses kalitesi çok iyi. Aklınızda olsun!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-115082837309847840?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/115082837309847840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=115082837309847840' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/115082837309847840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/115082837309847840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/06/gndem.html' title='Gündem'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-115048119288316140</id><published>2006-06-16T21:03:00.000+03:00</published><updated>2006-06-16T21:06:32.886+03:00</updated><title type='text'>If I Were A Minifig</title><content type='html'>If I were a minifigure, I would be 1.625 inches (4.13 cm) tall and weigh 3.4 grams. But to a minifig in the real world, I would be 280 feet (85 meters) tall and weigh 6,000,000 pounds (2,728,000 kg) or 3000 tons. If I were a minifigure, a human sized 12-ounce can of coke would weigh 9 tons (1.5 tons of which would be sugar) and contain 2250 gallons (8550 liters) or 40 bathtubs full of Coke. To a minifig, drinking the human equivalent of a six- pack of beer would translate to 435 minifig kegs. In minifig scale, the Empire State Building would be just under 33 feet (10 meters) tall. But to a minifig in the real world, the Empire State Building would tower 12.2 minifig miles (19.6 km) into the sky. In minifig scale, the Golden Gate Bridge would be 203 feet (62 meters) long, 2 feet (61 cm) wide, and 17 feet (5 meters) high. The center of the span would be almost 5 feet (1.5 meters) above the water. But to a suicidal minifig in the real world, he would have to fall 9,746 minifig feet (2.97 km) or almost 2 miles before meeting his doom 55 seconds later. In minifig scale, the Titanic would be just under 20 feet (6 meters) long, 25 inches (63 cm) wide, and 275 feet (84 meters) under water. Its top speed: 1027 mph (1645 kph) to a minifig in the real world or 0.5 mph (0.8 kph) for a minifig sized Titanic in the human world. In minifig scale, Indy 500 racecars would zoom along the track at 4.6 human miles per hour (7.4 kph). But to a minifig in the real world, Indy 500 racecars would break all landspeed records at more than 9000 minifig mph (14,400 kph). A minifig-sized 747 flying in the human world would be outpaced by a human runner. To a minifig in the real world, a human sized 747 would zip along at 24,000 mph (38,650 kph) - easily escaping the gravitational pull of the Earth and outracing most orbiting satellites. In minifig scale, an Olympic sized swimming pool would be 44 inches (113 cm) long by 22 inches (56 cm) wide by 1.8 inches (4.5 cm) deep. But to a minifig in the real world, an Olympic sized swimming pool would have a surface area of almost one square mile (2.5 square km), a depth of 290 feet, and hold more than 57,000,000 minifig gallons (218 million liters) of water. In minifig scale, the entire country of Luxembourg would easily fit in New York City's Central Park - almost three times. But to a minifig in the real world, Luxembourg would be about half the size of Canada. One acre of land in minifig scale would measure 180 studs by 180 studs. But a human-sized one acre parcel would be almost 3 square miles (7.5 square km) to a minifig.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s. Tabi ki copy-paste, bkz. bricklink.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-115048119288316140?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/115048119288316140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=115048119288316140' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/115048119288316140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/115048119288316140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/06/if-i-were-minifig.html' title='If I Were A Minifig'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-115048059293171327</id><published>2006-06-16T20:47:00.000+03:00</published><updated>2006-06-16T21:38:15.460+03:00</updated><title type='text'>Final</title><content type='html'>Garip bir şekilde ortadan kaybolan garsonlar, psişik maliyetler ve ancak sıkıcı matematiksel işlemlere hesaplanabilecek (hala kimse girişmemiş ne yazık ki bu sıkıcı işlemlere) eğrilerin diklikleri derken kusma isteği dolu iki haftayı geride bıraktım. Buyurun size süper dersimiz "Çalışma Ekonomisi" kitabından aforizmalar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/kitap014rd.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/kitap014rd.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/kitap029wv.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/kitap029wv.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/kitap037sk.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/kitap037sk.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BONUS: Dr. Strangelove'a cuk oturacak süper komik bir diyalog, ortadan ikiye ayrılma nedeni. Güle güle okuyun:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.freewebs.com/lfriedma/funny.html"&gt;http://www.freewebs.com/lfriedma/funny.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-115048059293171327?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/115048059293171327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=115048059293171327' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/115048059293171327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/115048059293171327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/06/final.html' title='Final'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-114942021575748601</id><published>2006-06-04T14:20:00.000+03:00</published><updated>2006-06-04T14:32:09.573+03:00</updated><title type='text'>Rock Star</title><content type='html'>Amerikalılar hayvanlık yapmışlar, sadece liste ilgi çekici olduğu için vermek istedim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.av1611.org/rockdead.html"&gt;http://www.av1611.org/rockdead.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-114942021575748601?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/114942021575748601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=114942021575748601' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114942021575748601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114942021575748601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/06/rock-star.html' title='Rock Star'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-114875077988205097</id><published>2006-05-27T20:13:00.000+03:00</published><updated>2006-05-27T20:44:12.826+03:00</updated><title type='text'>Mr Muscle Or: How I Cleaned My Legos And Started Playing Nicely</title><content type='html'>Bugünkü konumuz Lego temizliği. Legolar doğaları gereği bir çok girinti ve çıkıntı içerdiğinden kolaylıkla kirlenebilmektedir. Bunları en azından yılda bir kere temizleyip parıl parıl parlamalarını sağlamak her Legoseverin yapması gereken işlerden biridir. O halde hemen başlayalım, ihtiyacımız olanlar:&lt;br /&gt;1. Yol&lt;br /&gt;-bolca kirli Lego&lt;br /&gt;-1 adet küvet &amp;amp; 1 adet leğen veya 2 adet leğen&lt;br /&gt;-sabun&lt;br /&gt;-diş fırçası&lt;br /&gt;-bir sürü bez&lt;br /&gt;2. Yol&lt;br /&gt;-bolca kirli Lego&lt;br /&gt;-çamaşır makinesi&lt;br /&gt;-deterjan (tercihen yünlüler içim özel deterjanlardan)&lt;br /&gt;-bir sürü bez&lt;br /&gt;-birkaç naylon poşet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yol:&lt;br /&gt;İlk olarak küvetimizi (leğenimizi) güzelce ılık suyla dolduruyoruz. Sonra sabunu elimizden geldiğince köpürtüyoruz. İlk başta suyun içinde sabun parçaları oluyor ama bir süre sonra eriyip gidiyorlar, Legolara yapışacak diye korkmayın. Üçüncü aşama olarak yıkanacak pis Legolar küvete (leğene) bir güzel dökülmeli, iksir yapan büyücü edasıyla da bir güzel karıştırılmalıdır. Sonra teker teker gözümüze kestirdiğimiz parçaları alıp - sadece tırtıklı kenarları - diş fırçasıyla fışır fışır fırçalayın. Her parça fırçalandıktan sonra ılık/soğuk suyla doldurduğumuz ikinci leğenimize atılmalı ki iyice durulansınlar, sabundan kurtulsunlar. Yoksa bir sonraki temizliğe kadar sabun tadında, kaşıntı yapan Legolarla oynamak zorunda kalırsınız. Bütün Legolarınızı bu şekilde temizleyip duruladıktan sonra bezlerinizi alın ve teker teker kurulandıkları kadar kurulayın. Tamamen kurulamanız imkansız olduğu için bunları uygun bir yüzeye serip - birbirlerine değmemelerine dikkat edin, yapışıyorlar ve araları ıslak kalıyor - kendi çabalarıyla kurulamalarını bekleyin. Birkaç saat sonra mis gibi Legolarınız oldu işte oh!!&lt;br /&gt;2. Yol:&lt;br /&gt;Birkaç tane naylon poşeti iç içe geçirin ve içini bezlerle doldurun. Bu yaptığınız çantanın içine de Legolarınızı dökün, güzelce çamaşır makinesine yerleştirin. Sonra en soğuk - 30 derece mesela - ayarda, az deterjan kullanarak kısa programı çalıştırın. Makine işini bitirince yukarıdaki kurulama işlemini tekrarlayın. Yine mis gibi Legolarınız oldu!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BONUS: Legolar poşetlerinden çıkıp ışık ve havayla temas etmeye başladıktan ortalama iki sene sonra sararmaya başlıyorlar. Bunu önlemek için cin bir arkadaşımız arabalarda kullanılan plastik parlatıcı spreyleri önerdi. Bu spreyler ne kadar zehirlidir, işe yararlar mı hiç bir fikrim yok. Denemek isteyen olursa buyursun denesin ama ölürseniz veya Legolarınız erirse mesuliyet kabul etmem. Ben kobay olarak birkaç parçamı feda edeceğim ilerleyen günlerde. Eğer bir netice alırsam - ki bu ancak 2 yıl sonra anlaşılır :P - burada yazarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S. Mesela birinci yolu izlerken iki küvet de kullanabilirsiniz elinizde varsa. Hatta ve hatta çamaşır makinesinin çalışması için elektrik ve suya ihtiyacı olacaktır. Ayrıca ses/motor/ışık gibi parçaları yıkayıp bozdum da demeyin bana. Çok fazla ayrıntıya girmedim, ama bu temizleme manualında bug var deyip de gelmeyin yanıma!! Amerika değil burası, dava açsanız da sallamam. Güle güle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-114875077988205097?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/114875077988205097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=114875077988205097' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114875077988205097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114875077988205097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/05/mr-muscle-or-how-i-cleaned-my-legos.html' title='Mr Muscle Or: How I Cleaned My Legos And Started Playing Nicely'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-114850038200602344</id><published>2006-05-24T22:50:00.000+03:00</published><updated>2006-05-24T23:18:10.646+03:00</updated><title type='text'>Le Temps Qui Reste</title><content type='html'>Önsöz:&lt;br /&gt;Aşağıdaki yazı tamamen spoiler içermektedir, lütfen "kendi riskinizle" okuyunuz. Ancak filme gitmeyi düşünüyorsanız derhal vazgeçmenizi, hatta spoiler var demeyip aşağıdaki yazıyı okumanızı öneriyorum. Boşa gidecek zamanınızı, paranızı ve muhtemel ruhsal çöküntünüzü engellemiş olursunuz. Nedir bu film böyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homoseksüel fotoğrafçı Romain çekim esnasında bayılır ve soluğu doktorda alır. Doktor kanser olduğunu ve kurtulma şansının %5 bile olmadığını söyleyince yemişim kemoterapiyi der ve kendini yollara vurur. Hikaye kısaca böyle, kahramanın homoseksüel olması dışında Yeşilçam filmlerini aratmıyor yani. Daha filmin beşinci dakikasında kanser olduğunu öğrendiği anda anlamıştım nasıl bir hata yaptığımı. Yine de bekledim belki bir şey çıkar diye, çıkmadı. Bir on dakika kadar daha geçince en can alıcı sahneyle karşılaştım. Oğlan ailesiyle yemek yerken annesi homoseksüelliği bırakıp (nasıl oluyorsa işte) çocuk yapmasını istedi bizimkinden. Burada gözyaşlarına boğulup hıçkıra hıçkara ağlamam gerekirdi, oğlan kendi canını kurtaramıyor sen bir de velet sarmak istiyorsun başına ah be anne oldu mu şimdi? Hayır olmadı tabi, ama can alıcı sahne bu değildi tabi. İki sıra önümde birden bire bir kafa belirdi! Filme geciktiğim için karanlıkta girmiştim salona, meğer görevlilerden biri koltuklara serilip yatıyormuş. Ancak film arasında anlayabildim ne olup bittiğini! İlk yarının büyük kısmı korku içinde bu kafanın bana zarar verip vermeyeceğini düşünmekle geçti zaten, neyse ki rahat bir nefes alabildim sonradan. Filmin ikinci yarısı ise bomba gibi başladı. Kahramanımız geceleri çıplak yatan babannesini ziyaret ettikten sonra bir restorana gitti. Orada kaynaştığı kadın bir garson bizimkini çok beğendiğini söyledi! Meğer kocası kısırmış da, çocuk istiyorlarmış da, neden onunki olmasınmış!! Bizimki başta hık mık etse de sonra kabul etti ve kadını yatağa attı. Asıl olay bizimki kocan da gelsin beni gazlasın diyince patladı. Bu tempolu grup seks sahnesinden sonra kafayı duvara vurmalar, kendi kendine saç kesmeler, eski erkek arkadaşla bir kez daha sevişme denemeleri falan filan derken yakışımız bir sahil kenarında ölünce film de bitmiş oldu çok şükür! Böylesine klişe bile denemeyecek bir senaryoyu yazmayı başaran François Ozon'u tebrik etmek istiyorum buradan. Birbirinden kötü oyuncuları saymıyorum bile. IMDB'de 7/10 oy alması, bilimum platformda övgülere boğulmasını felan benim sinemadan bir şey anlamadığıma yorabilirsiniz elbette! Yine de bu filmin yakılmasını, yok edilmesini savunmamı engelleyemezsiniz. Hayatta daha kötü bir şey görmediğimi düşünüyordum ki Star Wars animasyonum geldi aklıma. Eve gelince kendime iyi davrandım ve bu fikrimden de vazgeçtim. Benim animasyonum döver bu filmi rahatlıkla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-114850038200602344?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/114850038200602344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=114850038200602344' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114850038200602344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114850038200602344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/05/le-temps-qui-reste.html' title='Le Temps Qui Reste'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-114763542838884147</id><published>2006-05-14T22:00:00.000+03:00</published><updated>2006-05-15T15:11:20.406+03:00</updated><title type='text'>Morgellons</title><content type='html'>Kuş Gribi yeterince korkunç gelmedi mi? O zaman bunu dinleyin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Teksas çevresinde ortaya çıkan Morgellons hastalığının ne olduğu hala bulunamadı. Bilinen tek şey öldürücü olmadığı. Peki bu iyi bir şey mi? Hayır, kesinlikle değil. Vücudun her yerinden spagetti boyutlarında "fiber kablolar" çıkmasına neden olan hastalığın bir tedavisi henüz yok. Değişik renklerde çıkan bu kablolar için bir hasta yakını Lisa Wilson şöyle konuştu:&lt;br /&gt;"Göğüsünden fırlayan yarım santim uzunluğundaki spagetti tanelerine benziyordu. Tüm gücümle çekmeye çalıştım yine de hiçbir değişiklik olmadı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 yıl antibiyotik tedavisi sonrasında hala Morgellons'dan kurtulamayan Harriett Bishop ise hastalık hakkında şunları söyledi:&lt;br /&gt;"Onları koparıp acıdan kurtulmak istiyorsunuz, ama bir tanesi çıksa bile altında daha milyonlarcası olduğunu görebiliyorsunuz. Dokunaçları orada, kabloları orada, herşeyleri orada."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanılmaz acılar içinde kurbanlarını kıvrandıran bu hastalığın bir diğer belirtisi de deri altında hareket eden böcekler. Buna ek olarak ter damlalarını yoğun ve siyah renkli bir sıvıya dönüştürdüğü de biliniyor. Herhangi bir ilaçla zayıflatılamayan, cerrahi müdahelenin bile tam olarak etkilemediği bu hastalık sonucunda hastalar intihar etmek dışında bir kurtuluş bulamıyorlar.  Son bir yıl içinde 100 kişide görülen ve nasıl bulaştığı da saptanamayan hastalığın yayılmasından endişe ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bilimkurgu filmlerini andıran böyle bir hastalık var. Nereden geldiği bilinmiyor, bazı komplocular Uzaylıların Dünya'ya uyum sağlamak için insan bedenlerine yerleştiğini iddia ediyor. Çoğu doktorun bir efsane olduğunu öne sürdüğü bu hastalık hakkında bilinen tek şey ise gittikçe yaygınlaştığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.morgellons.org./index.html"&gt;http://www.morgellons.org./index.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.morgellons.org./images.html"&gt;http://www.morgellons.org./images.html&lt;/a&gt; (resimler)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Morgellons"&gt;http://en.wikipedia.org/wiki/Morgellons&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mysanantonio.com/global-includes/printstory.jsp?path=/news/metro/stories/MYSA051106.morgellans.KENS.32030524.html"&gt;http://www.mysanantonio.com/...&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-114763542838884147?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/114763542838884147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=114763542838884147' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114763542838884147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114763542838884147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/05/morgellons.html' title='Morgellons'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-114728115629543929</id><published>2006-05-10T20:07:00.000+03:00</published><updated>2006-05-10T20:14:12.203+03:00</updated><title type='text'>Stanley Kubrick</title><content type='html'>Kime niyet, kime kısmet. Elimde patlayan bir yazı var bari buraya koyayım dedim, çok ayrıntılı bir şey değil ama ödev felan yapması gereken gönlünce kullansın bunu. Eğer ödev dışında herhangi bir yerde kullanılacaksa buraya bir link eklenmesi/adımın yazılması süper olur - evet adımı yazmadan kullanmayınız - her haklı saklıdır felan yani. Buyurun yazı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jacques Kubrick, ailesi Orta Avrupa göçmeni olan musevi bir doktordu. Gertrude Perveler ile evlenmişti ve New York, Bronx’da hali vakti yerinde bir hayat sürüyordu. 26 Temmuz 1928’de ilk çocuğu Stanley doğdu. Bronx, bir musevi için yaşanabilecek en iyi yerdi. Ancak genç Stanley burada kendini bir yabancı olarak görüyordu. İleredeki hayatında da bunu sık sık dile getirecekti: “Ben musevi değilim, yalnızca musevi ebeveynlere sahip olan birisiyim.”&lt;br /&gt;İşte bu kopukluğu bütün filmlerinin ortak noktasını, yalnızlık olgusunu oluşturacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stanley için her şey babasının on üçüncü doğum gününde Graflex marka fotoğraf makinesi hediye etmesiyle başladı. Okul gazetesiyle giriş yaptığı fotoğrafçılık kariyerini çeşitli dergilere sattığı fotoğraflarıyla sürdürdü. Babasının hediyesinden tam beş yıl sonra, 1946’da, döneminin ünlü fotoğraf dergisi Look’ta kadrolu olarak çalışmaya başlamıştı bile. Bu işinin yanı sıra yine babasının yönlendirdiği satranç da onun için bir gelir kapısı olmuştu. Look’taki işinden arta kalan tüm vaktini parklarda ve çeşitli klüplerde girdiği satranç yarışmalarında geçiriyordu. Bazen günde 12 saatini alan bu tutkusu zaman zaman filmlerindeki sahnelerde karşımıza çıktı. Sahne arkasında ise söz geçiremediği ekip elemanları ve oyuncuları satrançta alt edip saygılarını kazanmaya çalışıyordu. Satranç onun için bir yaşam tarzı olmuştu.&lt;br /&gt;Ne yazık ki Stanley, fotoğrafçılık ve satrançtaki bu başarısını derslerinde gösterememişti. İkinci Dünya Savaşı’ndan dönmüş askerlerle dolan üniversiteler Stanley’e hiç şans tanımıyordu. Mevcut notlarıyla bir üniversiteye kabul edilmeyeceğini anlayınca City College of New York’ta gece derslerine katılıp notlarını yükseltmeye çalıştı. Bu dönemde asıl hayali jazz bateristi olmaktı ancak bu hevesi uzun sürmedi ve tamamen fotoğrafçılıkta yoğunlaştı.&lt;br /&gt;Yine bu dönemde Kubrick hareket eden kamerayı, sinemayı keşfetti. New York’taki bütün sinemaları takip etmeye başladı. 1951’de bu ilgisini tamamen kendi imkanlarıyla çektiği “Day of the Flight” adlı bir kısa belgeselle pekiştirdi ve aynı yıl çalıştığı Look dergisinden ayrılıp yönetmen olma yolunda ilerlemeye karar verdi. İlk filmden kazandığı 100 dolar, bundan sonra çektiği iki belgeselin getirileri, yakın çevresinden aldığı borçlar ve hummalı satranç yarışmaları sonunda “Fear and Desire” ve “Killer’s Kiss” adlı ilk uzun metrajlı filmlerini tamamladı. Bu filmlerle ticari bir başarı elde edemese de büyük stüdyoların dikkatini çekmeyi başardı ve profesyonel bir ekiple çektiği “Paths of Glory” filmiyle sinema sektörüne gerçek anlamda girmiş oldu. Savaşa yönelttiği bu eleştiri oklarının ardından “The Killing” ve “Spartacus” filmleri ile kendini sinema dünyasına iyice kabul ettirdi. 1962’de “Lolita” filmini çekmek ve kariyerini sürdürmek için hayatının geri kalanını geçireceği İngiltere’ye taşındı.&lt;br /&gt;1964’te o zamana kadarki en büyük başarısını nükleer savaş hakkında bir kara komedi filmi olan “Dr. Strangelove” ile kazandı. O dönemde nükleer savaş, Soğuk Savaş’ın da etkisiyle çok ciddi bir konuydu ve hep drama olarak sunulmuştu. Ancak Kubrick farklı bir bakış açısına sahipti: “Nükleer savaş hakkında düşündüklerim o kadar komik ki kimse bunları ciddiye almaz. Ben de komedi filmi yapmaya karar verdim.”&lt;br /&gt;Seyirciler Kubrick’in düşündüklerini o kadar beğendiler ki aynı sene, aynı konuyla görücüye çıkan Sidney Lumet draması “Fail-Safe”, Kubrick’in “Dr. Strangelove”ının gölgesi altında kaldı.&lt;br /&gt;Bu filmin ticari ve eleştirel başarısı üzerine yıldızı iyice parlayan Kubrick tamamen kendi isteği gibi bir film yapabilme olanağına kavuştu. 1968’de tamamladığı “2001: A Space Odyssey” deneysel denilebilecek bir film olmasına rağmen büyük bir patlama yaptı. Gençler ve karşıt kültür savunucularının yüceltmesiyle kazandığı gişe başarısı Kubrick’in film yapımcıları üzerindeki etkisini güçlendirdi. Aynı zamanda Kubrick’e ilk ve son Oscar’ını en iyi özel efekt dalında getiren bu film “Alien” ve “Star Wars” gibi filmlerin de önünü açmış oldu.&lt;br /&gt;Usta yönetmenin cinsellik, şiddet ve özgürlüğü sorguladığı bir sonraki ve en popüler filmi “A Clockwork Orange” 1971’de gösterime girmesiyle birlikte kült filmler arasında yerini aldı. Ancak Kubrick şiddeti özendirdiği ve yücelttiği gerekçesiyle tehditler almaya başlayınca filmi İngiltere’de gösterimden kaldırmak zorunda kaldı, film 2000 yılına kadar da bir daha gösterilmedi.&lt;br /&gt;Özel hayatında zaten korumacı bir insan olan Kubrick bu tehditler ve “Barry Lyndon” filminin çekimleri sırasında IRA tarafından olası bir hedef olarak gösterilmesiyle iyice içine kapandı. Öyle ki kapısına gelip kendisini arayan insanlara Bay Kubrick şu an burada değil deyip inandırıcı olabilecek kadar yabancı bir yüze sahipti. Bu yüzden her yerde dünyadan kopuk çılgın bir dahi olduğu konuşuluyordu. Kubrick bu iddiaları şöyle yanıtladı: “Benim bir karım, üç çocuğum, üç köpeğim ve yedi kedim var. Evde yalnız başına oturup ıstırap çeken bir Franz Kafka değilim.”&lt;br /&gt;Ancak bu sözleri pek ikna edici bulunmadı. Neredeyse iki yıla yayılan ve toplam 300 gün süren çekimleriyle “Barry Lydon” bu iddiayı destekler nitelikteydi. Aynı şekilde 1980’de tamamladığı “The Shining” de onun mükemmeliyetçiliğini gözler önüne seriyordu. Bir sahne için filmin başrol oyuncularından Shelley Duvall tam 127 tekrar yapmak zorunda kalmış ve gözyaşları içinde çekimi tamamlamıştı. Kubrick, Scatman Crothers’ın gözüne zoom yapılacak başka bir sahnede ise tam 120 tekrar yapılmasını istemişti. Yine aynı film planlanan sürenin tam üç katı zamanda bitirilmiş ve seti kullanacak diğer filmlerin aksamasına neden olmuştu. Bütün bunlar mükemmeli yakalayıncaya kadar uğraşacak bir çılgından başka kimsenin yapacağı işler değildi.&lt;br /&gt;1987’de askerliği ve Vietnam Savaş’ını sorguladığı “Full Metal Jacket” filmi ile savaş alanına döndü. Gişede Oliver Stone’un Vietnam filmi “Platoon”un gerisinde kalsa da dönemi en iyi anlatan filmler arasında yerini aldı.&lt;br /&gt;Kubrick bir sonraki filmi “Eyes Wide Shut”ın tam 400 gün sürecek olan çekimlere başlamadan önce başrol oyuncuları Tom Cruise ve Nicole Kidman ile film ne kadar uzun sürerse sürsün filmi terkedemeyecekleri üzerine bir anlaşma yapılmasını istedi. Mükemmeliyetçiliği ve takıntısı tekrar kendini göstermeye başlamıştı. Ne yazık ki bunun meyvesini aldığını göremedi. Filmin montajını tamamladıktan dört gün sonra uykusunda geçirdiği kalp krizi yüzünden hayatını kaybetti. “Eyes Wide Shut” Kubrick’in gişeye bir numaradan giren ilk ve son filmi oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-114728115629543929?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/114728115629543929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=114728115629543929' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114728115629543929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114728115629543929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/05/stanley-kubrick.html' title='Stanley Kubrick'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-114719274452653941</id><published>2006-05-09T19:37:00.000+03:00</published><updated>2006-05-09T19:39:04.560+03:00</updated><title type='text'>Brickshelf</title><content type='html'>Yaptığım Lego oyuncaklarının fotoğraflarını çekip burada yayınlayacağım artık, ilgilenen olursa adresimi de vereyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.brickshelf.com/cgi-bin/gallery.cgi?m=zeke02011"&gt;http://www.brickshelf.com/cgi-bin/gallery.cgi?m=zeke02011&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Random" düğmesine basıp önünüze çıkacak aşmış şeylere bakmanızı öneririm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-114719274452653941?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/114719274452653941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=114719274452653941' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114719274452653941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114719274452653941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/05/brickshelf.html' title='Brickshelf'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-114086246970268605</id><published>2006-02-25T12:10:00.000+02:00</published><updated>2006-02-26T01:34:14.513+02:00</updated><title type='text'>Tosun Paşa</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0253828/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt0253828/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmi çocukluğumdan beri düzenli aralıklarla milyonlarca kez izledim, en sevdiğim türk filmlerinden biri.Hatta Şabanoğlu Şaban ile birinciliğe oynuyorlar, hala karar veremedim hangisinin daha iyi olduğuna.Bugün yine IMDB Top 250 listesine bakıyordum ve Tosun Paşa'yı 141. sırada gördüm!!Top 250 listesi oldukça kötü bir liste, bir sürü film kaynamış gitmiş ama araya Tosun Paşa'nın da girmiş olması güzel.Ben de filme 10/10 rating vermiştim ama sinema tarihinin en güzel filmlerinden biri olduğunu düşünmüyorum, sırf çok sevdiğim için vermiştim.Gün itibariyle 2246 kişinin oyuyla 9.1 ortalama almış.Televizyonlarda Tosun Paşa sinema tarihinin en iyi 141. filmi seçildi konulu haberler görmeye başlarız yakında.İnsanlar yine gaza gelip daha çok oy vermeye başlarlar ve Tosun Paşa ilk 50'de yerini bulur diye düşünüyorum.Gerçi oyların sayılması için regular voter olmaları gerekiyor, onun da bir yolunu bulurlar.Filmin message boardlarında birisi türkler yine bir oylamayı mahvetti demiş, aslında doğru demiş ama ona verilen bir cevap beni koltuktan düşürdü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Accusing Turkey of dominanting a poll on IMDB is a little like complaining that MacDonalds' global position is being upset by someone selling a kebab."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur da Tosun Paşa birden bire listeden çıkarsa diye kanıt da veriyorum, bakınız screenshotlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/e001.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/e001.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/e002.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/e002.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüyün Seferoğulları&lt;br /&gt;Yürüyün Tellioğulları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-114086246970268605?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/114086246970268605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=114086246970268605' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114086246970268605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/114086246970268605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/02/tosun-paa.html' title='Tosun Paşa'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113873585404198489</id><published>2006-01-31T21:18:00.000+02:00</published><updated>2007-01-20T19:16:22.563+02:00</updated><title type='text'>Stop Motion Star Wars Animasyonu</title><content type='html'>İki gündür evde oturuyorum, yapacak bir şey bulamayınca stop motion animasyona girişeyim dedim.Legolarla bir iki ufak araç yaptım, webcamimi güzelce yerletirdim ve çekimlere başladım.Sabah çekimlerinde güneş ışığı sürekli değiştiği için doğru düzgün renk ayarı yapamadım, zaten legolara her elimi attığımda kamerayı kaydırdığım için ultra dandik bir şey çıktı ortaya.Toplam 250 resim ve yaklaşık 450-500 frame kullandım, animasyon 2 dakika sürmüyordur sanırım.Bunları yapmak için neredeyse 15 saat uğraşmışımdır, fantastik özel efektlerimle George Lucas'ın yanında çalışabilirim belki.Bir yerlerden başlamak lazım!Buyurun linki, sağ tıklayıp kaydet derseniz daha iyi yaparsınız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;url silindi(5.580k)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunlar da geçici alternatif linkler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.de/files/12245194/star_wars.swf.html"&gt;http://rapidshare.de/files/12245194/star_wars.swf.html&lt;/a&gt; (5.580k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=A0B5KHVL"&gt;http://www.megaupload.com/?d=A0B5KHVL&lt;/a&gt; (5.580k)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113873585404198489?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113873585404198489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113873585404198489' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113873585404198489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113873585404198489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/01/stop-motion-star-wars-animasyonu.html' title='Stop Motion Star Wars Animasyonu'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113850091796793025</id><published>2006-01-29T03:40:00.000+02:00</published><updated>2006-01-29T04:15:17.980+02:00</updated><title type='text'>Anes's Guide To The Theater Restrooms</title><content type='html'>(Bakınız sinemayla haşır neşir olduğumdan mekana theater dedim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de sinemaların en önemli yerleri olan ama maalesef unutulmaya yüz tutmuş köşelerini, yani helalarını inceleyeyim. Tuvaletlerin bazısına gitmedim, bazılarını ise hatırlamıyorum. Bu aşağıdakiler hatırladıklarımdır. Orada bizi okuyan bi kaç kişiye yardımcı olabilirsem ne ala efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılay Büyülü Fener:&lt;br /&gt;Efendim yer altında iki katta da bulunuyor bunlardan. Hemen kullanacaklar için uyarı yapayım. Tuvalet dışındaki zemin ile içindeki zemin arasında 10cm'lik bir fark var. Genelde kapıyı ittirip içeri girmeye çalışan kimse ayağını boşlukta buluyor ve o ayak patadanak yere düşüyor. Bir de yerler ıslaksa... Aman dikkat edin efendim, uyarı bizden önlem sizden. Tuvaletlere gelince sağda 3 adet pisuar olması lazım en sondakini kullanmayın çünkü onun solunda büyük bir boşluk var. İnsan "şimdi oraya biri geçecek ve pipimi görecek" paranoyasına kapılıyor. Pisuarlar ve lavabolar arasındaki mesafe göt kadar, bir seferde max 5 kişi filan alabilir kanımca. İki adet de kabin bulunuyor. Bunlar da gösteriyor ki filmden önce çişinizi yapın, film arasında tuvalette arbede yaşanacak. Beğendik civarı sıkışırsanız kullanabilirsiniz ama seans başları filansa beyaz önlüklü adamlar size pis pis bakacaktır, aldırış etmeyin. Ben katlanamam diyorsanız Beğendik'in tuvaletini bulmak zorunda kalırsınız, ki labirentten çıkış aramaya benzer kendileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeli Tüze On:&lt;br /&gt;Hah! En çok gittiğim ama hiç bir film izlemediğim sinema burası. Salonlar dışında tek tuvalet en alt katta bowling salonunda köşede bulunuyor. Orta boy bir genişlikte ama yerler çoğunlukla çamur içinde, çok sıkışmazsanız asla tavsiye etmiyorum. O kadar bowling oynamama rağmen sadece iki kez kullandım neden diye sorsanız yanıtlayamam şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armada Tüze Sinemaları:&lt;br /&gt;Şimdi bu sinemanın tuvaletleri Armada'nın kendi tuvaletleri yanında tam bir tezat abidesidir. Armada'nın portatif kabinli ev helası büyüklüğünde tuvaletleri bir yana, sinemanın devasa ve teknolojik tuvaleti diğer yana. Sinemanın tuvaleti, bilet alınan yerin hemen karşısında. Kapısında, zamanında sıkıştığı için tuvalete koşan fakat bakım sebebiyle kilitli olan kapısına toslayıp izi çıkan yeşil bir adamın hatırası bulunuyor. Girer girmez karşıda lavabolar bulunuyor. Hani elinizi altına sokunca su döken çeşme teknolojisi var ya, burdaki çeşmeler onun da aşmışı. Suyun akması için düşünmeniz yeterli, o derece. Su bile elinizin kirli yerlerine yöneliyor zaten. Lavabolardan sola dönerseniz karşıda kabinler olacak. Ama oraya ulaşmaya çalışırsanız muhtemelen filme gecikirsiniz. Mesafe o kadar fazla ki direk koyup maç yapın yani, o kadar büyük bir hela. Girişin olduğu duvarda pisuarlar bulunuyor. Dikkat edilmesi gereken tek nokta pisuarların tepesinde sizin çişinizin bittiğini algılayan sensörler yerine direk koca koca kameralar olması. Yani birileri kontrol odasında işeyenleri izliyor ve "Pisuar 3'de işlem sona erdi. Suyu dökmek için herhangi bir tuşa basın." ibarelerini onaylıyor. O bakımdan hafif kenardan, kameranın bakmadığı yerlerden işemek belki pipinizin görünmesini bi nebze engellyebilir, o da belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılay Metropol:&lt;br /&gt;Şimdi burası en son yıkılıp baştan yapılıyordu. Ne oldu bilemem ama şöyleydi. Hemen girişte sola u dönüşü yapıp merdivenlerden aşağı inerseniz salon dışı tuvaleti buluyordunuz. Hemen kapıyı açar açmaz lavabolarla karşılaşıyordunuz. Hatta direk fark etmezseniz birine tosluyordunuz. O bakımdan tasarım özürlü bir tuvaletti. İki lavabo, iki pisuar iki de alaturka kabinin her derde deva olacağını sanan insanlar tarafından tasarlanmıştı. Pisuarlardan ikisinin de dış tarafı açıklıktı, o bakımdan bi elle pipiyi kapatarak diğer elle işemek gerekiyordu. Salonların ordaki tuvaletler ise her katta büfenin yakınındaydı. Her birinde iki lavabo, bir pisuar, bir de kabin olması lazım. Her film arasında tuvalet önünde uzun kuyruklar oluşurdu. Bu kuyruklar esnasında nice delikanlılarımız nice genç kızlarımız altına işedi. Neyse, gitmeyin zaten buraya iyice halk sineması kıvamında bir yer. Çocukken giderdik biz okul çıkışı filan. Eskiden Kızılay'da sıkışırsam hep buraya giderdim ama artık favorim Büyülü Fener.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer sinemaların tuvaletlerini hayal meyal hatırladığım için yardımcı olamayacağımı düşünüyorum, kusura bakmasın kimse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113850091796793025?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113850091796793025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113850091796793025' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113850091796793025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113850091796793025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/01/aness-guide-to-theater-restrooms.html' title='Anes&apos;s Guide To The Theater Restrooms'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113840103728417685</id><published>2006-01-28T00:25:00.000+02:00</published><updated>2006-01-28T00:47:29.596+02:00</updated><title type='text'>Zeke's Guide To The Cinema</title><content type='html'>Madem bu kadar çok sinema geziyorum, bir rehber hazırlayım dedim.Bir sürü sinema eksik, biliyorum ama kalan sinemalar hakkında pek bilgim yok.Bunlar dışında Kavaklıdere, Ata On Tower ve belki Arcadium dışında çok önemli sinemalar da yok zaten.Atakule'ye hayatımda 4-5 gittim, onun için salonlarını pek bilmiyorum.Kavaklıdere'nin yerini bile bilmiyorum!Arcadium'dakine ise hiç gitme fırsatım olmadı.Eğer onlara da yolum düşerse yazarım.Kavaklıdere'de çok güzel filmler gösteriyorlar.Büyülü Fener sinemaları gibi Denk Ajans'a bağlı orası da.Onun için gönül rahatlığıyla önerebilirim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılay Büyülü Fener:&lt;br /&gt;Son zamanlarda en çok buraya gidiyorum.11 tane salonları var, üçü büyük diğer sekizi orta/küçük.Büyük olanları alt kata ve birinci kata koymuşlar, diğerlerini de üstteki iki kata.Küçük salonlarında biraz yalıtım sorunu var, sessiz olduğu zamanlar yan salondakiler duyulabiliyor.Ama filme kaptırınca farkedilmiyor.Pazartesi ve çarşamba günleri indirimli 6 ytl, diğer günler de 6.5 ytl.Personelleri oldukça iyi, yüzmeden çıkıp buraya gidiyorum genelde.Bir sürü salonları olduğu için çoğu filmi oynatıyorlar.Arada sırada festivaller de geliyor ama pek ilgi çekici bir şey görmedim açıldığından beri.Güzel festivaller için Ankapol ve Kızılırmak sinemalarına gitmek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeli Büyülü Fener:&lt;br /&gt;En çok sevdiğim sinema burası, buraya gelen filmleri başka yerde izlemiyorum.Bilet fiyatları ve indirim günleri Kızılay Büyülü Fener'le aynı.Çalışanlarıyla bir ara oldukça yakınlaşmıştık, şimdi kayboldu hepsi ortadan.Ama hala en iyi personele sahip sinema burası.4 tane salonları var, Hulusi Kentmen dışındakiler güzel.Ama o salon çok çok küçük, hiç sevmiyorum.Odam kadar ya var ya yok!Şener Şen ve Türkan Şoray salonları büyük, yeni gelen filmleri bunlara koyuyorlar genelde, bir-iki hafta geçince de diğerlerine kayıyor.En sevdiğim salonları ise Atıf Yılmaz salonu.Dünyada film izlemeyi en çok sevdiğim yer burası.Orta/küçük bir salon sayılır.Perde-koltuk mesafesi mükemmel.Birkaç gün buraya kapanıp sürekli film izlemek gibi bir fantezim var.Umarım bir gün gerçekleşir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeli Tüze On:&lt;br /&gt;Evden uzaklaşmak istemediğimde buraya gidiyorum, Bahçeli Büyülü Fener'e bütün filmler gelemiyor haliyle.Orada bulamayınca buraya gidiyorum.Bilet fiyatları aynı, eskiden karşısında vip salonları vardı.0.5 ytl fark verip süper koltuklarda, güzel ses sitemiyle film izliyorduk.Ama orayı kapatıp düğün salonu yaptılar, çok üzüldüm.Geriye kalan normal On'un 4 tane salonu var.İki tanesi orta/küçük diğer ikisi de büyük.Bütün salonlarını seviyorum buranın, pek kalabalık olmuyor.Çizgi film oynattıklarında haftaiçi ilk seanslara gitmeyin, etraftaki kreşler çocukları getiriyorlar.Gürültülü oluyor o zaman da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Armada Tüze Sinemaları:&lt;br /&gt;burada da Kızılay Büyülü Fener gibi bir sürü salon var.Onun için çoğu film geliyor, başka yerde bulamadığım film olunca mecburen yolum düşüyor.Aslında seviyorum burayı ama çok kalabalık oluyor, ayrıca bilet fiyatları normalden 1 ytl fazla.Onun için düzenli gittiğim bir yer değil, yanımda birileri olduğunda gidiyorum genelde.Cuma ve cumartesi geceleri geç saate seans koyuyorlar ve neredeyse bütün koltuklar doluyor.Eğer kalabalıktan rahatsız oluyorsanız gitmeyin.Öyle kız arkadaşımı alıp romantik yapayım diyebileceğiniz gibi bir şey olmuyor :) Buranın 3d ve "4d" salonları da var, ama uzun zamandır tadilatta diyorlar.Bir kere açık yakalamıştım ama normal biletin iki katı para verip yarısı kadar zaman geçirmek istemedim onlarla.Onun yerine iki filme girmiştim sanırım.Burası bazı salonlarında çılgınlar gibi reklam oynatıyor, bayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinebonus Bilkent:&lt;br /&gt;Burası Cinemaxx'dı, adını değiştirdiler, içi değişti mi bilmiyorum.Fiyatları Armada'yla aynıydı eskiden.Hiç sevdiğim bir sinema değil.Zaten sadece popüler filmleri getiriyorlar, çok nadir oluyor özel filmler geldiği.Bana uzak olduğu için de uzun zamandır gitmedim.Yine de salonları güzel, eğer yolunuz düşerse ve istediğiniz bir film görürseniz girmekten çekinmeyin.Tabi burası da her alışveriş merkezi sineması gibi kalabalık!Aynı şekilde reklamlar da uzun sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odeon Cineplex:&lt;br /&gt;Güzel sinema ama çok pahalı, sanırım 2 ytl fazla diğerlerinden.Üstelik reklam rekortmeni, fragmanlarla birlikte yarım saat filmi göremeden bekleyebilirsiniz burada.İyi yanı eskisi kadar kalabalık olmaması, özellikle erken seanslarda gelen pek kimse olmuyor.Yine de başka yere gelmeyen bir film yoksa gitmiyorum, arada sırada gelebiliyor böyle filmler.Yazları salonları çok soğuk oluyor, yanınıza hırka felan alın üşütmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankapol Sineması:&lt;br /&gt;Buranın iki katlı devasa bir salonu var.Bilet fiyatları güzel, çok güzel festivaller geliyor.Hatta bazı festivallerde biletler daha da ucuz oluyor.Ama tek bir salonu olması büyük bir handikap, festival olmadığı zamanlarda sadece sıradan popüler filmleri gösteriyorlar haliyle.Festival olduğu zamanlarda da inanılmaz kalbalık oluyor, belki 300-400 kişilik olan salonun 250-300'ü doluyor.Ben rahatsız olduğum için çok çok izlemek istediğim bir film yoksa gitmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılırmak Sineması:&lt;br /&gt;Burası ne kadar unutulmuş/kıyıda köşede kalmış film varsa getiriyor, bir sürü festival de bonus.En büyük özelliği bu, yoksa gitmek istediğim bir yer değil.Kendi izleyicisi var, film izlemeye gelenler bir süre tanıdık geliyor.Personelini ve binasını pek sevmiyorum buranın, ama bilet fiyatları güzel.4 tane salonları var, sadece ikisini gördüm.Birinci salonları Ankapol kadar olmasa da inanılmaz büyük.İlk gördüğümde hoşuma gitmişti, şimdi pek sevmiyorum.Dördüncü salonları ise Bahçeli Büyülü Fener'deki Hulusi Kentmen Salonu'ndan bile küçük.Üstelik tam yanında tuvalet var ve berbat kokuyor, kesinlikle ama kesinlikle o salonda film izlemeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113840103728417685?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113840103728417685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113840103728417685' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113840103728417685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113840103728417685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/01/zekes-guide-to-cinema.html' title='Zeke&apos;s Guide To The Cinema'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113768197814570736</id><published>2006-01-19T16:07:00.000+02:00</published><updated>2006-01-19T16:54:03.316+02:00</updated><title type='text'>The Incredibly Strange Creatures Who Stopped Living And Became Mixed-Up Zombies!!?</title><content type='html'>Az önce &lt;a href="http://us.imdb.com/chart/bottom"&gt;IMBD Bottom 100&lt;/a&gt; listesine bakıyordum, bu film listede ilk (veya son!!?) sırayı kapamamış ama en dikkat çeken olmayı başarmış.Aslında 20-30 tane Ed Wood filminin listeyi doldurmasını beklerdim, pek yoktu - en azından ben seçemedim.Anlaşılan insanlar sempati duyuyorlar Ed Wood'a, bizim Dünyayı Kurtaran Adam'a duyduğumuz gibi.Onu da bulamadım listede.Ayrıca itiraf etmem gerekir ki listedeki Problem Child, Police Academy serisi, Kazaam, Captain America, Spice World, Street Fighter gibi filmleri her rastladığımda sevgi ve beğeniyle izliyorum.Ayrıca &lt;a href="http://us.imdb.com/name/nm0000976/"&gt;Martin Brest&lt;/a&gt; gibi bir yönetmenin Gigli gibi bir şey çekmesini aklım almıyor!Zaten adam utancından ortadan kayboldu o filmden sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun isimli filmimiz 34. sıraya oturmuş, bu listede olduğunu bilmeseydim daha ismini ilk duyduğum anda bu dünyanın en kötü filmi diyebilirdim.Bence hak ettiği yerde değil, ilk sırada &lt;a href="http://us.imdb.com/title/tt0400172/"&gt;Anus Magillicutty&lt;/a&gt; diye çok güzel isimli bir film var.Böyle bir ismi olan film ne kadar kötü olabilir ki!Yönetmeni &lt;a href="http://us.imdb.com/name/nm1561201/"&gt;Morey Fineburgh&lt;/a&gt;'un çekebildiği ilk ve son film olması çok kötü bence, Penis Maggotculprit gibi bir film daha çekmesini isterdim.Ama beni en çok şok eden uzun isimli filmimizin yönetmeni &lt;a href="http://us.imdb.com/name/nm0824306/"&gt;Ray Dennis Steckler&lt;/a&gt; oldu.Adam 27 tane daha film çekmiş ve çoğu daha isimleriyle bottom 100 listesinin top 10'unu zorlayabilecek güçte.Biraz örnek verirsem daha iyi anlarsınız sanırım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lemon Grove Kids Meet The Monsters&lt;br /&gt;The Hollywood Strangler Meets The Skid Row Slasher&lt;br /&gt;Rat Pfink A Boo Boo&lt;br /&gt;The Mad Love Life Of A Hot Vampire&lt;br /&gt;Sexual Satanic Awareness&lt;br /&gt;The Horny Vampire&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son üç film adult olduğu için bir yere kadar anlayabilirim ama diğerleri dünya dışı bir yaratıcılığın ürünü olmalı.Gerçi böyle yazılar yazdıracak kadar çekici şeyler yapması takdir edilmesi gereken bir davranış, yine de on iki tane takma ad kullanıp kendisinin bundan utandığını görüyoruz.Hala yaşıyor olması beni hayat bağlayan çok önemli bir neden oldu öğrenince, belki tekrar film çekmeye başlar ve ben de vizyonda izleyebilirim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113768197814570736?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113768197814570736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113768197814570736' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113768197814570736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113768197814570736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/01/incredibly-strange-creatures-who.html' title='The Incredibly Strange Creatures Who Stopped Living And Became Mixed-Up Zombies!!?'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113744855478937797</id><published>2006-01-16T23:52:00.000+02:00</published><updated>2006-01-22T12:44:37.656+02:00</updated><title type='text'>Backmasking</title><content type='html'>Az önce "The Olivia Tremor Control - Dusk At Cubist Castle" albümünü dinliyordum.Yirminci şarkı Green Typewriters'ın sonlarında backmasking'e benzer sesler duyunca şarkıyı ters çevirdim ve bingo!Kaydı iki taraflı yapmışlar, hem de oldukça güzel.Hemen hemen şarkının hepsi iki taraflı dinlenebiliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/audiocagri/01.mp3"&gt;http://www.geocities.com/audiocagri/01.mp3&lt;/a&gt; - orijinal (1299k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/audiocagri/02.mp3"&gt;http://www.geocities.com/audiocagri/02.mp3&lt;/a&gt; - ters (1372k)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s. geocities saatte 5mb bandwidth koyduğu için hepsini bir seferde download edemezsiniz ne yazık ki. sabredin, bekleyin, daha iyi bir server bulmam için dua edin veya idare edin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BONUS: &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_backward_messages"&gt;http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_backward_messages&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113744855478937797?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113744855478937797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113744855478937797' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113744855478937797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113744855478937797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2006/01/backmasking.html' title='Backmasking'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113597531036629199</id><published>2005-12-30T22:38:00.000+02:00</published><updated>2006-01-04T00:16:45.363+02:00</updated><title type='text'>We're All A Little Loony</title><content type='html'>Dragon Ball tema şarkısının gördüğü yoğun ilgi üzerine birkaç tane daha çizgi film müziği ekleyim diye düşündüm.Şimdilik on üç tane var, eğer yenilerini bulursam eklerim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/AlvinAndTheChipmunks.mp3"&gt;Alvin And The Chipmunks&lt;/a&gt; (936k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/BatmanRetro.mp3"&gt;Batman Retro&lt;/a&gt; (1125k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/BeverlyHills90210.mp3"&gt;Beverly Hills 90210&lt;/a&gt; (1261k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/DarkwingDuck.mp3"&gt;Darkwing Duck&lt;/a&gt; (930k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/DenverTheLastDinosaur.mp3"&gt;Denver The Last Dinosaur&lt;/a&gt; (952k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/Ghostbusters.mp3"&gt;Ghostbusters&lt;/a&gt; (921k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/HeMan.mp3"&gt;HeMan&lt;/a&gt; (139k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/Heathcliff.mp3"&gt;Heathcliff&lt;/a&gt; (624k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://http://www.geocities.com/cagrierg/audio/InspectorGadget.mp3"&gt;Inspector Gadget&lt;/a&gt; (1140k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/ScoobyDoo.mp3"&gt;Scooby Doo&lt;/a&gt; (1134k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/Smurfs.mp3"&gt;Smurfs&lt;/a&gt; (975k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/TeenageMutantNinjaTurtles.mp3"&gt;Teenage Mutant Ninja Turtles&lt;/a&gt; (1365k)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/cagrierg/audio/TinyToons.mp3"&gt;Tiny Toons&lt;/a&gt; (952k)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S. Geocities saatte 5mb bandwidth koyduğu için hepsini bir seferde download edemezsiniz ne yazık ki. Sabredin, bekleyin, daha iyi bir server bulmam için dua edin veya idare edin..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113597531036629199?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113597531036629199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113597531036629199' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113597531036629199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113597531036629199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/12/were-all-little-loony.html' title='We&apos;re All A Little Loony'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113527924936593625</id><published>2005-12-22T21:19:00.000+02:00</published><updated>2006-06-21T16:18:04.226+03:00</updated><title type='text'>Highway To Hell</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b001.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b001.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba benim adım Çağrı, 20 Temmuz 1985 cumartesi günü saat 2:00'de 53 cm boyunda ve 3.100 gram ağırlığında Ankara'da doğdum.Yukarıdaki benim fotoğrafım, 4 yaşındayım.Yanımdakiler de annem ve babam.O resim çekildiğinde kardeşimin gelmesine daha bir yıl vardı, kendi hükümdarlığımın keyfini sürüyordum.Her istediğimi yapıp, gaddar ve zalim bir kral gibi davranıyordum.Hoşuma gitmeyen bir şey olunca kırıp döküyordum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b002.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b002.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İşte bu dördüncü doğum günüm, bu fotoğraftaki erkeklerden birinin kafasını kum havuzuna vurmuşum.Niye olduğunu hatırlamıyorum ama bu son şiddet girişimim olmadı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b003.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b003.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu fotoğrafta 6 yaşındayım, yanımdaki çocuk da en iyi arkadaşım.Çok aptal bir çocuktu, arada sırada kavga ederdik.İşte o kavgaların birinde onun da kafasını bir yerlere vurmuşum.Yine de yanıma gelip fotoğraf çektirmeyi ihmal etmemiş, dedim ya aptal bir çocuktu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b004.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b004.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bu fotoğrafta da 6 yaşındayım, anaokulu bitmiş, bizden velilere bir gösteri yapmamızı istiyorlar.Bana da şiir veya şarkı gibi bir şeyi ezberlememi söylemişlerdi.Ezberledim ama bana zorla yaptırılan hiçbir şeyi sevmediğim için sahneye çıkarmaları da zorla oldu.Yine de perdeyi açmaya çalıştıklarında içeri kaçmışım, sonunda böyle bir çözüm bulmuşlar.Miyavlayarak görevimi yerime getirdikten sonra bir daha toplulukların önüne çıkmamaya karar verdim o gün.Böylece daha o yaşta tiyatrocu ve şarkıcı olmayı seçeneklerin arasından silmiş oldum.Ama içimdeki sanat ateşini bir şekilde söndürmem gerekiyordu, ben de fotoğrafçılığa başladım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b005.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b005.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu ilk fotoğrafımda farklı bir şey olsun diye kendimi çekmeye karar verdim.Aslında çok orjinal bir fikirdi ama annem öyle düşünmedi ve fotoğraf makinasını elimden aldı.Ben de ilerideki meslek hayatımı düşünmeyi bırakıp kendimi tekrar şiddete verdim, nasılsa onu düzgünce yapabiliyordum.Tam o aralarda da kardeşim doğdu.İnanılmaz şirin, küçücük, sevgi dolu bir şeydi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b006.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b006.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yine de şiddete karşı sevgimin gerisinde kalıyordu, onun da kafasını bir yerlere vurup dişini kırdım.Televizyonda Ninja Kaplumbağalar'ı izleyip en ileri dövüş tekniklerini bile öğrenmiştim ama birden bire her şey değişti, aşık oldum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b007.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b007.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu fotoğrafta ön sırada oturan sarışın kıza, adı Emma'ydı.Hatırlayabildiğim kadarıyla hayatımın ilk aşkı o.Ben de değişmeye karar verdim, şiddetle tüm bağlantımı kestim ve kendimi ona adadım.Ama Emma'yla ilişkimiz onun ayakkabılarımı bağlamasıyla sınırlı kalınca bir şeyleri değiştirmenin zamanının geldiğini anladım.Hemen imaj değiştirmeye karar verdim, saçlarımı uzattım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b008.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b008.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ama Emma'yla ilişkimiz tıkanmıştı, bir ilerleme kaydedemeyince eski halime döndüm.Artık tüm ilgimi tekrar kötülüğe verecektim.Yine de Emma'yla birlikte içimden bir şeylerin uçup gittiğini farkettim, şiddet eskisi kadar tatmin etmiyordu.Ben de kafamı kullanmaya karar verdim, kardeşimi onu çingenelerden aldığımıza ikna edip ağlatana kadar onunla uğraştım.İstediğim zaman onun aburcuburlarını alıyordum, keyfi krallığıma dönmeyi başarmıştım.Ama bu çok uzun sürmedi.O küçük sevimli çocuk büyüyüp akıllandı ve benim söylediklerimden çok farklı bir dünya olduğunu anladı.Artık bana lego parçalarını vermediği zaman gece hayaletlerinin onu korkutmayacağını öğrenmişti.Ben de yeni arkadaşlar edinip vaktimi onlarla geçirmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b009.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b009.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sağdaki çocuğun adı Eser, soldaki de benim tabi.Bizim sokaktaki iki iyi arkadaşımdan biriydi ama taşındı.Bu da gitmeden önce son gün çektirdiğimiz fotoğraf.Bir de Eray vardı, o da taşındı.Ben de Dilay'la oynamaya başladım, ama karşıma çıkan ikinci karşı cinse de kendimi kaptırıp aşık oldum.Beraber çok güzel vakit geçiriyorduk ama taşınma sırası bu sefer bize geldi.Tabi bu travmayı atlatmam kolay olmadı.Sevdiğimden ayrılmıştım.Ben de tekrar gelecekteki mesleğimi düşünmeye başladım, birkaç başarısız inşaatçılık denemesinden sonra bilgin olmaya karar verdim.Tüm vaktimi kitap okuyarak geçiriyordum, ortaokul hazırlığa başladığımda bütün çocuk kitaplarını okumuş, dünya klasiklerine geçmiştim.Ama Suç ve Ceza'yı okumaya çalışıp anlamayınca bilgin olamayacağıma karar verdim.İşin komik tarafı kimse bana bilginlik diye bir meslek olmadığını söylememişti, ben küçük dünyamda büyük hayaller kuruyordum.Bu girişimim de kötü sonuçlanmıştı.Okul tatil olduğunda en iyi arkadaşım Ozan beni beraber kampa gitmeye ikna etti.Dediğine göre kitap okumak yerine insanlarla konuşmam gerekiyormuş.Kabul ettim ama tam kampa gideceğimiz zaman kolunu kırdı ve kendimi tanımadığım bir yerde tanımadığım insanların ortasında tek başıma buldum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b010.jpg"&gt;http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/b010.jpg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sansıma oda arkadaşlarım benim gibi değildi, onların peşine takıldım.Beni birkaç kızla tanıştırdılar.Bir tanesi sürekli peşimde dolanıyordu, ama fazlasıyla saf olduğum için niye olduğunu anlayamadım.Bir akşam gelip benim çok yakışıklı olduğumu, beni görünce hemen hoşlandığı ama ona hep ters davrandığımı ve kişiliksiz biri olduğumu söyledi.Sonra oda arkadaşlarımdan birini koluna takıp gitti.Hayatımda ilk kez bir kız tarafından aşağılanmıştım, ne yazık ki sonuncu olmadı.Aynı zamanda hayatımda ilk kez bir kız yakışıklı olduğumu söylemişti, ne yazık ki bu sonuncu oldu.Ama bu olay gözümü açtı, ertesi gün kolumda Funda'yla geziyordum.Kamp bitene kadar hep beraberdik, evime döndüğümde onu aradım.Telefonu suratıma kapattı, bu da gözümü açan ikinci şey olmuştu.Artık yavaş yavaş kızları keşfediyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;to be concluded..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S. Arşiv yetersizliği yüzünden anlattıklarımın çoğunu görsel olarak sunamıyorum, hayal edin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113527924936593625?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113527924936593625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113527924936593625' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113527924936593625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113527924936593625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/12/highway-to-hell.html' title='Highway To Hell'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113526261898427297</id><published>2005-12-22T16:41:00.000+02:00</published><updated>2005-12-22T16:45:42.546+02:00</updated><title type='text'>Samorost</title><content type='html'>Henüz bitiremedim ama manyak bi şeye benziyor. Flash adventure.&lt;br /&gt;Özellikle ikincinin çizimleri harika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun 1: &lt;a href="http://www.samorost2.net/samorost1/"&gt;http://www.samorost2.net/samorost1/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oyun 2: &lt;a href="http://www.samorost2.net/"&gt;http://www.samorost2.net/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113526261898427297?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113526261898427297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113526261898427297' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113526261898427297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113526261898427297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/12/samorost.html' title='Samorost'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113501849767071670</id><published>2005-12-19T20:44:00.000+02:00</published><updated>2005-12-19T20:54:57.680+02:00</updated><title type='text'>Sakın Kaçırmayın, Üzülürsünüz!!</title><content type='html'>Hani olur ya, ben zeke'nin filmler hakkındaki muhteşem görüşlerini okumak istiyorum ama nasıl olacak bu iş diye dört dönüyorsanız sizi livejournal sayfamda ağırlamaktan büyük mutluluk duyarım.Elimden geldiğince güncel tutmak isterdim fakat üzerimdeki şu rehaveti bir türlü atamadığımdan bütün filmleri yazmaya üşeniyorum.Kış uykusu felan da araya girecek bu aralar, şöyle yaz gelse de ben de kendime gelsem.O zaman izlediğim bütün filmler hakkında çok değerli görüşlerimi okuma imkanına sahip olacaksınız, üstleik tamamen ücretsiz!Daha ne bekliyorsunuz, yüzyılın fırsatı bu hadi bakayım!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.livejournal.com/users/johnny_silver/"&gt;http://www.livejournal.com/users/johnny_silver/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113501849767071670?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113501849767071670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113501849767071670' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113501849767071670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113501849767071670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/12/sakn-karmayn-zlrsnz.html' title='Sakın Kaçırmayın, Üzülürsünüz!!'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113422205794898305</id><published>2005-12-10T15:39:00.000+02:00</published><updated>2005-12-10T15:40:57.963+02:00</updated><title type='text'>Haggard Ankara'da!</title><content type='html'>Haggard İzmir'e gitmekten vazgeçmiş. 4 Şubat'ta Ankara'da, 5 Şubat'ta İstanbul'da olacakmış. Göbek mi atsam ağlasam mı anlayamadım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113422205794898305?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113422205794898305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113422205794898305' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113422205794898305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113422205794898305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/12/haggard-ankarada.html' title='Haggard Ankara&apos;da!'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113338687797693631</id><published>2005-11-30T23:40:00.000+02:00</published><updated>2006-06-11T13:37:30.610+03:00</updated><title type='text'>Kamehame Há</title><content type='html'>Sapık uzakdoğululardan sapık bir şaheser daha!11-12 yaşlarıma denk geliyor sanırım dragon ball ile tanışmam, legolarımla kurduğum masum dünyadan daha yeni yeni başımı kaldırıyordum ki karşıma bu çıktı.Her bir bölümünü kaç kere yayınladılarsa o kadar izlemiştim televizyonda.7 tane top vardı, bunların hepsini birleştiren kişi bir dilek hakkına sahip oluyordu, kahramanlarımız da büyük bir hırsla topları bulabilmek için maceradan maceraya koşuyorlardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulma&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/bulma.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/bulma.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Turkuaz rengi saçlara sahip müthiş anime çıtırı!Saç şekli sürekli değişip çıldırtırdı beni.Acayip zekiydi, bütün pis işlerden bulma kurtarırdı ekibi - hem de ne pahasına olursa olsun, iç çamaşırını çıkartıp verdiği bölümler bile vardı!Arada bir Bulma'ya rakip başka çıtırlar da katılırdı.Ama hepsi geçiciydi, bir tek Bulma uzun ömürlü olabildi.Gerçi Yamcha'ya - Son Goku'nun eski düşmanı, birkaç bölüm boyunca kavga edip sonra arkadaş oluyorlardı - aşık olduktan sonra benim için bitmişti!!Hiç sevmezdim Yamcha'yı.Bir ara Kaplumbağa Efendi Krillin ve Son Goku'ya ders vermek için adasına kapatıyordu herkesi.Bu arada siyah saçlı bir hatun katılıyordu ekibe, sanırım Kaplumbağa Efendinin hizmetçisi gibi bir şeydi.Hapşırdığı zaman kendini kaybedip uzilerle etrafa ateş etmeye başlıyordu.Bulma ve bu hatun birbirlerini çok kıskanırlardı, olan da Kaplumbağa Efendi'ye olurdu tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krillin&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/krillin.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/krillin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Alnında altı tane nokta olan kel kahramanımızdı Krillin, diğer kahramanlar gibi sihirli güçleri felan yoktu, normal bir insandı ama çok güçlüydü.Yine de kavgalarda hep ilk yumruğu o yerdi ve ayaklarını havaya dikip yere serilirdi.Deli cesareti vardı, saf bir çocuktu.Hep kavgalarda en önde giderdi, dayağını yer oturudu.Hatta turnuvada ölüyor diye hatırlıyorum Krillin'i, çok severdim onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Master Roshi&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/masterroshi.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/masterroshi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Kel kafalı, uzun beyaz sakallı, şirin gözüken bir dedeydi Kaplumbağa Efendi.Sırtında kaplumbağa kabuğu taşırdı.Süper sapık bir insandı, koskoca efendi olmuştu ama hormonlarına söz geçiremezdi.Kendini sıktığı zaman burnundan kan fışkırmaya başlardı!İlk bölümlerde Bulma ejder toplarından birini vermesi için ona iç çamaşırını göstermişti!Hatta androidlere bile yavşadığı bölümleri hatırlıyorum, Dragon Ball androidlerinde Douglas Adams havası vardı fazlaca.İlişkileri felan çok tuhaftı, bir yerden Marvin çıksa çok komik olurmuş aslında :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oolong&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/oolong.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/oolong.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Kocaman kulakları olan bir domuzdu Oolong, iç çamaşırı fetişi vardı.Hikayeye sonradan katılıyordu, kahramanlarımız ejder toplarından birini bulmak için bir kasabaya gidiyorlardı.Buradaki insanlar bir canavarın onları tehdit ettiğini ve kızlarını zorla alıp evlendiğini söylüyorlardı.Bizimkiler de Bulma'yla canavarı kandırıp durdurmak istiyorlardı.Ama canavar dedikleri şey aslında Oolong'un ta kendisiydi.Oolong şekil değiştirme gücüne sahipti, ama sadece birkaç dakika kadar değişik şekillerde durabiliyordu.Arada sırada garip yaratık şekilleri alıp kasabadakileri korkutuyordu.Ama bizimkiler Bulma'yı gönderince Oolong aşık oluyordu hemen.Sonra sarayına gidiyolardı Oolong'un.Orada onlarca kız vardı, sonra Bulma hakkından geliyordu tabi.böylece köy ve genç kızlar özgürlüklerine kavuşmuş oluyordu, bizimkiler de Oolong'u peşlerine takıp gidiyorlardı.Oolong bir daha şekil değiştirme gücünü kullanmamıştı bu deneyimden sonra.Her fırsatta Bulma'nın iç çamaşırlarını isterdi, sonunda emeline ulaşıp kafasına geçirmişti!Son ejder topunu da aldıklarında Oolong hemen atlayıp bir iç çamaşırı dilemişti, sonra bütün toplar dağılmıştı.Benim için çok ciddi bir şok olmuştu bu, hayatım o gün değişti diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pu'ar&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/puar.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/puar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Pu'ar da Oolong gibi şekil değiştirebiliyordu.Ama onun gibi sorunlu değildi, istediği kadar şekli değişmiş vaziyette kalabiliyordu.Böyle oyuncak ayı gibi Pikachu gibi bir şeydi.Hep insanların kafası hizasında uçup duruyordu, sanırım Yamcha'nın arkadaşıydı bu.Çok az gözüküyordu hikayede ama çok sevimliydi, fazla konuşmazdı.En sevdiğim Dragon Ball kahramanlarından biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son Goku&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/1600/songoku.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/200/songoku.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İşte hikayemizin asıl kahramanı!Kuyruğu vardı ve dolunay olduğu zaman kocaman bir gorile dönüşüp dünyayı yıkmaya başlıyordu.Hatta ekiptekilere bile zarar verdiği zamanlar olmuştu dönüşüp.Sonunda kuyruğunu kesip kurtuluyorlardı ama.Deli gibi yemek yerdi Son Goku, hiç doymazdı.Bir bölümde yediklerinin parasını ödeyemiyorlardı da başları derde giriyordu zaten.Böyle sarı bir bulutu vardı, arada sırada bağırıp onu çağırırdı, süper bir şeydi.Hikayenin başında Bulmayla karşılaşıp ona ejder toplarını bulmakta yardım etmeye karar veriyordu, aslında Son Goku'ya dedesi bir tane ejder topu vermişti.Bulma da fırsatı bulunca onu kandırıp peşine takıyordu.Kadınlardan hiç anlamazdı, bir bölümde Bulma bir karavanda duş alırken içeri giriyordu ve onu çıplak görüyordu.Sonra tekmeleyip "aa sende ondan yok mu nerede o haa" gibi bir tepki vermişti.Dediğim gibi ilgisini çeken tek şey yemekti, aç olduğu zaman hiçbir şey yapmazdı.Süper bir dövüşçüydü, yanlış hatırlamıyorsam turnuvayı da o kazanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem bir şeydi Dragon Ball, izlediğim bütün bölümleri hala aklımda.Umarım tekrar karşıma çıkarlar da dünya gözüyle bir daha izleyebilirim onları!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113338687797693631?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113338687797693631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113338687797693631' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113338687797693631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113338687797693631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/kamehame-h.html' title='Kamehame Há'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113318519801240362</id><published>2005-11-28T15:36:00.000+02:00</published><updated>2006-05-15T15:18:18.276+03:00</updated><title type='text'>Face Recognition</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.myheritage.com/FP/Company/tryFaceRecognition.php?s=1&amp;u=g0&amp;amp;lang=EN"&gt;http://www.myheritage.com/...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu adrese girip bir fotoğrafınızı yüklüyorsunuz, size hangi ünlülere benzediğinizi söylüyor.Bir-iki dakika sürüyor taraması, ben şöyle çıktım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;River Phoenix %65 &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4360/1702/1600/river%20phoenix.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4360/1702/200/river%20phoenix.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Giacomo Puccini %60 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(kimsin sen)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tori Amos %52 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(!!)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eddie Vedder %48 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(hadi lan ordan)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eric Bana %45 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(olsun bari)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;George Lazenby %45 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(shaken, not stirred)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;August Strindberg %45 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(tanışmıyoruz)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Billy Bob Thornton %45 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(angelina da geliyorsa yanında tamam)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Jennifer Connely %44 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(sevdim bak bunu :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Vaclav Havel %44 &lt;span style="color:#999999;"&gt;(bıyıkları var bunun be)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçım uzun felan değil, hayatımda 3-4 santimden uzun olmadı hiç.Tori Amos ve Jennifer Connely'ye nasıl benzediğimi çözemedim.Eğer hakiketen benziyorsam hatun olarak daha çok şansım olur dünyada.Peruk takıp deneyeceğim birazdan, olursa ameliyat masasına doğru gidiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113318519801240362?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113318519801240362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113318519801240362' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113318519801240362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113318519801240362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/face-recognition_28.html' title='Face Recognition'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113294422461358381</id><published>2005-11-25T20:19:00.000+02:00</published><updated>2005-11-25T20:43:44.626+02:00</updated><title type='text'>Civilization 4</title><content type='html'>Civilization 4'ü kurup oynadım az önce. İyi güzel süfer grafikler, 3D filan. Adamlar uğraşmış yapmış ama lakin niyeyse nefret ettim oyundan. Haritayı sağa sola sallayınca takılıyor ama o olmasa bile istediğim tadı vermedi. Öyle sağa sola bi iki komut verdim ve kapatıp sildim hemen. Tamam süfer kaliteli görüntüler, acayip mükkemmel görsel efektler ama bu bir çeşit satranç sonuçta. Satrançta kalenin üstünde okçu figürü olmasa bile oynayabiliyorum. Ama sorun bu süfer görüntüler tüm oynama hissiyatımı yok etti, kendimi çocuklar için hazırlanmış süslü satranç takımı ile satranç oynuyor gibi hissettim. 2D görüntüler çok daha güzeldi kanımca. Zaten görüntü dışındaki eklentiler de rahatça bir Civ3 expansionı olarak sunulabilirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama feci gaza geldim şimdi de. Az önce misler gibi Civ3 ve expansionını kurdum, patchi de yaptım. Sanırım oynamak istediğim Civ3. Civ3 benim kalbimde Starcraft ayarında bi oyunsa, Civ4 için hissettiklerim Warcraft 3 için hissettiklerimin aynısı olur. Böylesi daha açıklayıcı sanırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113294422461358381?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113294422461358381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113294422461358381' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113294422461358381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113294422461358381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/civilization-4.html' title='Civilization 4'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113268694784098799</id><published>2005-11-22T21:13:00.000+02:00</published><updated>2005-11-22T21:20:49.426+02:00</updated><title type='text'>İzometrik Çizim Yarışı</title><content type='html'>&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px;" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4360/1702/1600/first.png" border="0" /&gt; Geç oldu, güç oldu ama anesthetic'inkinden daha güzel oldu :) Aslında daha çok şey eklemeyi düşünüyorum ama ilk haliyle böyle:&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113268694784098799?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113268694784098799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113268694784098799' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113268694784098799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113268694784098799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/izometrik-izim-yar.html' title='İzometrik Çizim Yarışı'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113257542814034900</id><published>2005-11-21T14:13:00.000+02:00</published><updated>2005-11-21T14:30:20.093+02:00</updated><title type='text'>İlk İzometrik Çizimim</title><content type='html'>&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2082/1068/320/first.png" border="0" /&gt; Hinlik yaparak zeke'den erken davrandım ve ilk çizimimi ondan önce çıkardım. Hodri meydan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Gerçi renk seçimi çok boktan. Yine RGB yapmışım, şimdi fark ettim.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113257542814034900?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113257542814034900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113257542814034900' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113257542814034900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113257542814034900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/ilk-izometrik-izimim.html' title='İlk İzometrik Çizimim'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113256681300872984</id><published>2005-11-21T11:45:00.000+02:00</published><updated>2005-11-21T11:53:33.026+02:00</updated><title type='text'>Juicy</title><content type='html'>Aslında diziyi pek izlemedim, böyle uzun vadeli-sistematik dramalar kötü etkiler bırakıyor üzerimde.Ama 2.  sezon başlıyor reklamını görünce kendimden geçtim.Albenili bir şekilde anlatmak gerekirse saykodelik tadlarla süslenmiş minimalist wanamingo tarzında bir teaser yapmışlar.Televizyonda gördükçe freeze moduna geçip izliyordum, sonunda bir link bulabildim de indirdim.Sanki frame atlıyor gibi ama benim kalkolitik çağdan kalma bilgisayarımın etkisi olabilir bu konuda.Buyurun izleyin, Desperate Housewives teaserı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="url" title="http://www.abcmedianet.com/media/0370_DHW1_51007EFL.wmv" href="http://www.abcmedianet.com/media/0370_DHW1_51007EFL.wmv" target="_blank"&gt;http://www.abcmedianet.com/.../0370_dhw1_51007efl.wmv&lt;/a&gt; (10 MB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tempting!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113256681300872984?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113256681300872984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113256681300872984' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113256681300872984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113256681300872984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/juicy.html' title='Juicy'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113241225067755439</id><published>2005-11-19T16:53:00.000+02:00</published><updated>2005-11-19T16:57:30.690+02:00</updated><title type='text'>Star Wars</title><content type='html'>Command Prompt'u açıp (start menu&gt;run&gt;cmd) "telnet towel.blinkenlights.nl" yazın sonra da entera basın, iyi seyirler..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113241225067755439?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113241225067755439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113241225067755439' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113241225067755439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113241225067755439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/star-wars.html' title='Star Wars'/><author><name>zeke02011</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13711452669748765882</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113229186533354411</id><published>2005-11-18T07:19:00.000+02:00</published><updated>2005-11-18T07:31:05.343+02:00</updated><title type='text'>İsim Sorunsalı Zihniyeti Modeli</title><content type='html'>Olm pantolonla sevgiyle gitmez bu işler :)&lt;br /&gt;değiştirelim şu blog'un ismini :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113229186533354411?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113229186533354411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113229186533354411' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113229186533354411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113229186533354411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/isim-sorunsal-zihniyeti-modeli.html' title='İsim Sorunsalı Zihniyeti Modeli'/><author><name>flexi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01419666135468553453</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113191062406719310</id><published>2005-11-13T21:33:00.000+02:00</published><updated>2005-11-18T20:11:41.970+02:00</updated><title type='text'>Haggard Konserinin Tarihi Değişmiş</title><content type='html'>&lt;span &gt;Haggard'ın Şubat 20 küsurda yapılacağı söylenen İstanbul konseri 7 Ocak tarihine alınmış. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.haggard.de/eng/termine/tourdaten.php"&gt;&lt;span &gt;Burada&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; öyle yazıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi mi oldu kötü mü görelim bakalım. Takvim de yok ki kontrol edeyim. Neyse, kafam eserse giderim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113191062406719310?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113191062406719310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113191062406719310' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113191062406719310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113191062406719310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/haggard-konserinin-tarihi-deimi.html' title='Haggard Konserinin Tarihi Değişmiş'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113147529378059986</id><published>2005-11-08T20:29:00.000+02:00</published><updated>2005-11-18T20:11:55.076+02:00</updated><title type='text'>Bu Bir İşaret</title><content type='html'>&lt;span &gt;Az önce okuldan eve geldim ve nette Microsoft'un, Visual C++ 2005'ini ücretsiz sürümünü çıkardığını duydum. Hemen &lt;/span&gt;&lt;a href="http://msdn.microsoft.com/vstudio/express/visualc/download/"&gt;&lt;span &gt;indirdim&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; kendilerini ve kurmaya başladım, fekat o da ne? Service Pack 2 hedesi lazım filan diyor eleman. "Ulan, skiim nerden bulcam bunu?" diye kara kara düşünürken elim istemsiz olarak cd raflarından birine gitti ve aradan bi cd çekti ve ding ding! Service Pack 2.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce arkadaşım vermişti cdyi orda öyle duruyodu. Naapıcam lan diyerekten hiç dokunmamıştım. Fekat az önce gerekince anında buldum cdyi. Bu ruhumu Microsoft'a satmam için bir işaret! Lucifer'ın oğlu uyandı! Hesaplaşma günü yakındır! Aaaz soonra!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazdan kurucam bakalım, olacak işalla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edit: Vazgeçtim, Microsoft'u skiim (eheh). XP key kabul olmadı tabi. Onun yerine imana gelip ücretsiz Ubuntu Linux istettim, bi kaç aya gelir artık (gelmezse de Ubuntu'yu skiim). Çektiğim Ubuntu cdleri boot etmedi uyuz oldum. Yine olmazsa live kurarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi daha edit: Yok lan manyak mıyım bu hedeyi almam lazım. 364 gün sonra ücretli olacak, az vaktim kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba son edit: Oh oh mis gibi kurdum SP2'yi. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://msdn.microsoft.com/vstudio/express/support/install/"&gt;&lt;span &gt;Buradan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; da mis gibi çekip saklıycam, hespi benim!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113147529378059986?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113147529378059986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113147529378059986' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113147529378059986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113147529378059986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/bu-bir-iaret.html' title='Bu Bir İşaret'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113131713811510996</id><published>2005-11-07T00:44:00.000+02:00</published><updated>2005-11-18T20:12:09.116+02:00</updated><title type='text'>Japonlar neden ne giyseler yakışır?</title><content type='html'>&lt;span &gt;Çünkü "Japon yakıştırıcısı" kullanırlar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113131713811510996?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113131713811510996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113131713811510996' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113131713811510996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113131713811510996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/11/japonlar-neden-ne-giyseler-yakr.html' title='Japonlar neden ne giyseler yakışır?'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113078650678907050</id><published>2005-10-31T21:15:00.000+02:00</published><updated>2005-11-18T20:27:52.896+02:00</updated><title type='text'>Agresifleşiyorum Muntazaman - Episode 1: Maymunlar Cehenneminden Kaçış</title><content type='html'>&lt;span &gt;Ekşi Sözlük©'te bir süredir hakkında entry girilmesi yasaklanmış tüzel kişilik &lt;strong&gt;harun yahya&lt;/strong&gt; ve yine aynı durumdaki hak sahiplerinden &lt;strong&gt;adnan oktar&lt;/strong&gt;'a, bir diğer hak sahibi &lt;strong&gt;cevat babuna&lt;/strong&gt;'ya, bunları kar amaçlı kullanan diğer insanlara, bilime karşı duruş sergileyip bunların tutumlarını savunan primitif moleküllere, hala ve hala yasakçı ve sansürcü devlet ve yargı anlayışını savunan faşistlere, bu iki dallamanın ikisinin birden ismini taşıyan "&lt;em&gt;ilik kanseri aldatmacası&lt;/em&gt;" baş aktörü &lt;strong&gt;oktar babuna&lt;/strong&gt;'ya, bu şerefsize kanlarını verip maymun beynine bile sahip olmadıklarını ispatlayan ama aslında DNA farklılıkları deney şartlarında bile bulunamayacak birbirinin kopyası kütlelere &lt;strong&gt;nalet olsun&lt;/strong&gt;!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113078650678907050?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113078650678907050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113078650678907050' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113078650678907050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113078650678907050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/10/agresifleiyorum-muntazaman-episode-1.html' title='Agresifleşiyorum Muntazaman - Episode 1: Maymunlar Cehenneminden Kaçış'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113062873130582686</id><published>2005-10-30T01:26:00.000+02:00</published><updated>2005-11-18T20:27:46.960+02:00</updated><title type='text'>Qarizma Sezer</title><content type='html'>&lt;span &gt;Bugün sizlere veb ortamlarında denk geldiğim hoş bir siteyi tanıtacağım: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.gokcek.vakfi.com/"&gt;&lt;span &gt;http://www.gokcek.vakfi.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;QaRiZMa SeZeR&lt;/strong&gt; isimli gencimize ait siteye girdiğimizde bizi bir &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/kurtlarvadisi1.gif"&gt;&lt;span &gt;Kurtlar Vadisi bannerı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; karşılıyor. Sitenin en çok göze çarpan yanı da sonsuz adet animated gif kullanılması. Sezer'i bu güzel gifleri bulduğu için kutluyoruz. Kendisi internet dünyasının en iyi gif bulan insanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altlara indikçe Sezer'in şu anki sevdiği olan Nalan'a atfedilmiş bir &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/duygular018_1_.jpg"&gt;&lt;span &gt;şiir&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; göze çarpıyor. Şiir Sezer'e ait değil ama kendisi MS-Paint'in yazı ekleme özelliğini kullanarak çok hoş bir "nalan" yazısı oluşturmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen altında ise "Aşk Nédir?" ve "Dünya dillerinde séni sewiyorum" isimli faydalı linkler bulunmakta. Daha altlarda ise daha güzel ani-gifler bizi bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sitenin sağ kısmı ise daha ilginç. Burada oldukça yaratıcı bir anket duruyor: "Hangi Takımlısınız?". Şu anda Sezer'in kendi oylarıyla Fenerbahçe önde götürüyor durumu. Gerçekten Türkiye gerçeklerine ışık tutan bir anket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altlarda ise Sezer'in ikinci sitesi &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.meydey.ekibi.com/"&gt;&lt;span &gt;http://www.meydey.ekibi.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; un logosu ve linki var. "İkinci siteme bekleriz." diyen Sezer'in şizofreniye yaptığı gönderme de gözümden kaçmadı. Yalnız dikkatimi çeken, bu sitede de önceki siteye giden link, "2. Web Sitem" şeklinde. Sezer'i iki adet ikinci web sitesine sahip olduğu için tekrar tebrik ediyoruz. Bir de meydey.ekibi.com adresli sitenin &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/sesadasd.jpg"&gt;&lt;span &gt;logo&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;su neden meydey.com anlamadım. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.meydey.com"&gt;&lt;span &gt;meydey.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; adlı siteye gittiğimde de bu sitede aynı logo ile karşılaştım. Onlar Sezer'in logosunu çalmışlar, hemen yetkili mercilere haber verdim. Bu patavatsızlık cezasız kalamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sitenin diğer kısımlarına geçelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sesli Şiirler &amp; Komik Vidiolar:&lt;/strong&gt; Bu bölümde Sezer'in başka sitelerde gördüğü güzel şiir ve komik vidiolara linkler bulunuyor. Gerçekten birbirini tamamlayan bu iki öğenin en güzel örneklerini burada bulmak mümkün. Vidioların altında ise "Asıl Güzellik Yüzde Değil Kalptedir" (by Unutamam_Seni) ifadesini taşıyan çok güzel bir &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/d956e47d42396d26c0340.jpg"&gt;&lt;span &gt;resim&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; bulunmakta. Hemen altta ise "Oyun İçin Tıklayın" denmiş. Ben tıklamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Foto Albümü:&lt;/strong&gt; Bu bölüme güzel bir animated gif ve &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/tas.jpg"&gt;&lt;span &gt;şiir&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;le başlıyoruz. Hemen altta bir &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/matrix-the-reloaded-teaser-trinity-4100404.jpg"&gt;&lt;span &gt;Trinity&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; resmi var. Sayfaya çok uyumlu bir halde sunulmuş. Ve daha sonrasında Sezer'le tanışıyoruz. Kendisinin webcamde çektiği &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/tekurek.jpg"&gt;&lt;span &gt;fotosu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;nun altında &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/g_khan.jpg"&gt;&lt;span &gt;lise formasıyla&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; görmek de mümkün. (Gerçi bu başkası olabilir emin değilim.) Sezerin ikiz kardeşi "&lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/sezer.gif"&gt;&lt;span &gt;Sen Başkasın Enver&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;" ve arkadaşı "&lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/sadadas.jpg"&gt;&lt;span &gt;Bozkurt Ayhan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;" da bizi karşılayanlar arasında. İkisi de kız olunsa verilecek tipten elemanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sevgii SMS'leri &amp;amp; Arama ?!?:&lt;/strong&gt; Benim favori sayfam burası. Gerek içerik gerek &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/seni_seviyorumm.gif"&gt;&lt;span &gt;animated gif&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; olarak diğer kısımları geride bırakıyor. Ne yalan söyleyeyim ben de hatun yapmak için buradaki sevgi smslerini defalarca kez kullandım. Örneğin "Seni her düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum. Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun? Benim artık bir gökyüzüm var.." dediğinizde bir kızın size hayır demesi mümkün mü? Değil. Ben ve bizim ekip Sezer'e sonsuz teşekkür yolluyoruz. 50 sms, her kızı 50 gün idare edebilmek demek. Süper bi olay! (Bu arada hemen yandaki linkleri de kontrol edin, bence harikalar!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ahmet Kaya:&lt;/strong&gt; Bu sayfada Ahmet Kaya şarkılarının sözlerini bulmak mümkün. Gerçi sözleri o yazmıyordu ama olsun, en azından &lt;/span&gt;&lt;a href="http://gokcek.sitemynet.com/mynet_resimlerim/akaya_01.jpg"&gt;&lt;span &gt;fotoğrafı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; var. Bu arada Sezer'in ülkü ocağında Ahmet Kaya dinlediği için tasvip edilmediğini duydum. Çok yanlış bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;K o m i k:&lt;/strong&gt; Burada da Sezer'in bulduğu "Fw: ÇOOOKK KOMİKKK!!!1" resimler görüyoruz. Sayfanın en önemli özelliği şu satırlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey aşk mı?&lt;br /&gt;Pamukkale Üniversitesi Öğrencisi Sezer Koçyiğit'in Yapımıdır.&lt;br /&gt;Teşekkür Ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl biz teşekkür ederiz. Sonraki bölüme geçelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fener Bahçem:&lt;/strong&gt; Ve sitenin göz bebeği "Firist Class Team" Fenerbahçe'nin sayfası. Buradan türlü Fener resimleri ve Fener'in resmi &lt;em&gt;wep&lt;/em&gt; sitesine ulaşmak mümkün. Aa evet, bir de anket var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güzeller:&lt;/strong&gt; Burada da Laetita Casta, Jennifer Lopez, Britney Spears gibi az duyulmuş hatunların resimlerini görebilirsiniz. Ama sayfadaki en önemli şey tabi ki Sezer'in cep telefonu numaraları ve email adresi. Google robotları bu sayfayı da taradığına göre gönül rahatlığıyla verebilirim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEP : 0 544 250 97 35&lt;br /&gt;CEP : 0 536 815 28 19&lt;br /&gt;E-Mail: LeGoLaS919@mynet.com&lt;br /&gt;PAMUKKALE ÜNİVERSITY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu siteden sonra Sezer'in &lt;em&gt;diğer&lt;/em&gt; ikinci sitesine geçelim (meydey ekibi olan). (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.gokcek.dernegi.com/"&gt;&lt;span &gt;http://www.gokcek.dernegi.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sitenin ziyaretçilere bir hizmeti var. "Türkiye Sper Ligi"nde şampiyonun kim olacağına siz karar verebiliyorsunuz. Bunun için anketi doldurmanız yeterli. Sitenin önceki ikinci siteden farklı bi kaç bölümü var, onlara da değinelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aşkta 99 Kural:&lt;/strong&gt; Tam olarak 112 kural verilmiş olsa da çok faydalı bir kısım yine. Allah'ın 99 ismi gibi bir sayfaya yazıp, yazıcıdan çıkarıp bizim internet kafenin duvarına astım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Resim Albümü:&lt;/strong&gt; Burada diğer siteden farklı resimler bulunuyor. Site yapımcısı Sézér Koçtaşağı'nın farklı yeni resimlerini de bu sayfada bulabilirsiniz. Özellikle saçlarını diktiğinde nasıl &lt;/span&gt;&lt;a href="http://dimitrikemal.sitemynet.com/mynet_resimlerim/00000.jpg"&gt;&lt;span &gt;yakışıklı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; olduğunu anlatamam. (Kızlar bakın telefon numarası da verdim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güller ve Anlamları:&lt;/strong&gt; Tasarım açısından görsel orgazm yaşatan bu sayfada, hangi renk gülün hangi anlama geldiği açıklamalarıyla belirtilmiş. Zannedersem tek eksiği "&lt;/span&gt;&lt;a href="http://dimitrikemal.sitemynet.com/mynet_resimlerim/email.gif"&gt;&lt;span &gt;@&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;" şeklindeki animated gif'in mailto linki olmaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak site hakkında bi kaç şeye değinmek istiyorum. &lt;em&gt;meydey.ekibi&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;gokcek.vakfi&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;gokcek.dernegi&lt;/em&gt;... Bunlar gerçekten alması çok zor domainler. Kim bilir bir dernek domaini almak için Sezer ne kadar para harcadı. Ayrıca site genel olarak da en sanatsal, en aykırı tasarımlardan birine sahip. Hangi teknoloji ile yapıldığını gerçekten çok merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Sezer, fark ettiğiniz gibi üniversiteli bir genç. Mezun olduğunda bu siteyi referans olarak kullanırsa çok iyi yerlere gelebilir. Zaten anlamıyorum ki, bu kadar yetenekli insanlar varken neden o kadar çok işsiz üniversite mezunu genç var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlerimi de Sezer'in can dostlarından Kemal'in &lt;/span&gt;&lt;a href="http://dimitrikemal.sitemynet.com/mynet_resimlerim/kemal.jpg"&gt;&lt;span &gt;şu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt; fotoğrafıyla bitirmek istiyorum. Kendisi bu vatan için "Özel Harekat C Timi"nde diş bilemekte. Kendisine saygılarımı gönderiyorum. Muck!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113062873130582686?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113062873130582686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113062873130582686' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113062873130582686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113062873130582686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/10/qarizma-sezer.html' title='Qarizma Sezer'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-113000558314647560</id><published>2005-10-22T21:25:00.000+03:00</published><updated>2005-11-18T20:27:35.853+02:00</updated><title type='text'>Enlarge My Penis</title><content type='html'>&lt;a href="http://hedehhhebebedehhehehebdbebehehbbede"&gt;&lt;span &gt;http://hedehhhebebedehhehehebdbebehehbbede&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;&lt;br /&gt;Her click için bi cm alıcam. Siz de kendi pipinizi yaratabiliyosunuz bu sitede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Efenim bu şöyle bi siteydi. Kendi pipinizi oluşturuyorsunuz ve pipinize bir sayfa veriyor. Bu sayfa her ziyaret edildiğinde pipiniz 1cm uzuyordu. Ama anladığım kadarı ile sitenin "hit rating/security"si çok yüksek olduğundan hacklenmiş. Bir süre kapalı kaldı, şimdi de açıldığında binlerce popup getiriyor. O yüzden urlyi vermiyorum daha fazla.)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-113000558314647560?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/113000558314647560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=113000558314647560' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113000558314647560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/113000558314647560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/10/enlarge-my-penis.html' title='Enlarge My Penis'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-112903806980109735</id><published>2005-10-11T15:55:00.000+03:00</published><updated>2005-11-18T20:30:04.240+02:00</updated><title type='text'>Ekmek Bulamazlarsa Pasta Yesinler</title><content type='html'>&lt;span &gt;Hepimiz bu lafı bi yerden duyduk. Ama bence çok azımız ardındaki gerçek hikayeyi biliyor. O yüzden anlatayım istedim. Buyrun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim tarih 16. yy. Mekan ise &lt;strong&gt;Cenevre&lt;/strong&gt;, İtalya. O zamanlar &lt;strong&gt;Fatih Sultan Mehmet&lt;/strong&gt; bir Toronto seferi düzenliyor. Bu sebeple haçlı orduları kırmızı alarm konumunda, ticaret tamamen durmuş. Şehirlere gelen yiyecekler yolda toplatılıp ordulara dağıtılıyor. O devirlerde de Cenevre kenti diğer kentlerin agrikültür emperyalizmi altında. Tüm tahıl, bakliyat ihtiyaçlarını dışarıdan karşılıyorlar. Fakat, Osmanlı'nın bu ani saldırısı onları hazırlıksız yakalıyor, granarylerdeki tüm yiyecekler marketlere alınmış ve tüketilmiş (a tribute to Caesar III). Halk perişan durumda, yiyecek hiç bi şeyleri yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fekat gelin görün ki Cenevre Büyükşehir Belediye Başkanı olacak o şahsıyetsiz, o cibiliyetsiz insan &lt;strong&gt;Toto Maldini&lt;/strong&gt;, Belediye Sarayı'nda krallar gibi yaşamakta. Sarayın erzakları her nevi kuru bakliyat, kabuklu yemiş, sulu yemek ve tropik meyvelerle dolu. Sarayın musluklarından ballar, pekmezler akmakta. Hatta, eğer ki Maldini'nin canı bir şey çeker ve o aşerdiği şeyi sarayında bulamaz ise atlıyor Ferrari'sine, ver elini Hükümet Konağı, ver elini Vali Köşkü... Dönem İtalya'sı halen site devletler halinde olduğu için zaten tüm bu mekanlar Belediye Başkanı'na ait. O derece s.ki t.şağına denk bir insan yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi halk bu durumdan haberdar ve Maldini'ye öfke kusuyor. İnsanlar kendileri yemek yiyemezken Maldini'nin böyle bir hayat sürmesine tahammülsüz. Derken günün birinde açlıktan yedinci ayak parmağını yemek istemeyen bir şehir esvabı dayanamayıp Belediye Sarayı'nın kapısına gidiyor.&lt;br /&gt;-Aç ulan kapıyı Maldini &lt;em&gt;danadinosu&lt;/em&gt;! diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapının ardından bir ses duyuluyor.&lt;br /&gt;-Kim ooo?&lt;br /&gt;-Benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kapı yavaşça açılıyor. Kapıdaki yeniçeri, açlıktan kaburgaları sayılan adama bakıyor ve diyor ki:&lt;br /&gt;-Sen ne cesaretle gelirsin yüce Maldini'nin huzuruna, bre melun!&lt;br /&gt;-Abi açım, 1231231 gündür yemek yemedim, nolur abi yiyecek ekmek bulamıyorum, ah abi, vah abi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniçeri de Anadolu çocuğu tabi, dayanamıyor çocuğun haline. "Gel kardeş gel." diye içeri alıyor. Adam içeri giriyor ve saray lobisine göz atıyor. İçerde türlü memleketten sırım gibi delikanlılar, süt gibi genç hanımlar, Puma çantalı prensesler, jöleli saçlı prensler ve onların korumalarıyla göz göze geliyor. O kadar göze gelemeyen adamımız hemen gözlerini yere dikiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu da kim böyle?&lt;br /&gt;-Aaaa şu kemiklere bak ayol.&lt;br /&gt;-Iyy..&lt;br /&gt;-&lt;em&gt;L'Oha&lt;/em&gt; filan oldum izninizle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamımız utancından yerin dibine giriyor. Ne yapacağını şaşırıyor. Sonra yeniçeri yanına gelip:&lt;br /&gt;-Birader ayakta kaldın, geç şöyle. diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle geçiyor geçmesine de, herkesin bakışları onun üzerinde, ne yapsın çocuk, utanıyor haliyle. Ellerini kavuştursun mı, kafasını kaldırsın mı bi türlü karar veremiyor. İlk kez böyle bi ortam içine çıkmış. Boru değil saray lobisi. Kollarını bağlıyor, ayaklarını yan tutup sağa sola sallıyor. Bu esnada ise etraftan ona doğru fısır pısır sesler gelmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar olurken yeniçeri, Toto Maldini'nin ofisine gidiyor. Toto her zamanki yemeği bölünmüş olduğu için sinirli bir şekilde soruyor:&lt;br /&gt;-Nedir mevzu?&lt;br /&gt;-Başkanım bir plöreter kapınıza kadar geldi sizden aş istiyor.&lt;br /&gt;-Yaa demek öyle, tiz vurun kellesini.&lt;br /&gt;-Ama başkanım, çocuğun kabur...&lt;br /&gt;-Tiz dedim, itiraz istemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O an yeniçerinin kanı kaynıyor ve masadaki İtalyan usulü &lt;em&gt;ezzobrida&lt;/em&gt; çorbasını kastederek:&lt;br /&gt;-Ulan millet ekmek bulamıyor, senin şu yaptığına bak, diyor ve çorba tasını aldığı gibi Maldini &lt;em&gt;pepperoni&lt;/em&gt;sinin başından aşağı boşaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etraftaki nöbetçiler yeniçerinin kollarından tutup, bileğini ters çeviriyolar. Maldini şaşkın bir halde bağırıyor:&lt;br /&gt;-Ulan ne biçim yeniçerisin sen be? Bu ne cüret.&lt;br /&gt;-Aaggh! Devşirmeyim ben, aaagh! Abi bükme, aaa!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maldini kılıcını kınından çekiyor ve diyor ki:&lt;br /&gt;-Yaa! Demek ekmek bulamıyorlarmış öyle mi? Ekmek bulamıyorlarsa, o zaman onlar da &lt;em&gt;pasta&lt;/em&gt; yesinler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kılıcı yağız Türk evladının karnına saplıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eveet. Hikayenin buraya kadar olan kısmını hepimiz zaten biliyoruz. Kitaplardan, defterlerden, tiyatro afişlerinden öğrendiğimiz kadarı bu. Ama şu ayrıntıdan bi çoğumuz habersiz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada belediye başkanının "&lt;strong&gt;pasta&lt;/strong&gt;" olarak atıfta bulunduğu yiyecek bizim bildiğimiz yaş pasta, kuru pasta türü bi şey değil. Pasta, İtalya'nın belli yörelerinde yetişen kutsal bir bitki. Böyle beyaz, uzun pırasa gibi bir şey. Ama rivayete göre, pasta sadece 4. yy.'da Floransa'da yaşamış&lt;strong&gt; Aziz Danette&lt;/strong&gt;'nin ziyaret ettiği tarlalarda yetişebiliyor. Pasta, bir çok kez tohumu ile yetiştirilmeye çalışılmasına rağmen, ziyaret edilmemiş topraklarda ürün vermiyor. İşte bu yüzden ki pastanın, İtalyan halkı arasında önemli bir değeri var. Kimse bitkiyi koparıp yemeğe cesaret edemiyor. Ve bu yüzdendir ki belediye başkanının "pasta yesinler" sözü etrafa yayılınca kendisine burada belirtemeyeceğim kafir, dinsiz ve &lt;em&gt;deyyus-u ex&lt;/em&gt; gibi ithamlar yöneltiliyor. Halkın yönetime nefreti ikiye katlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaaaa! Şehirde yaşamakta olan &lt;strong&gt;Gepetto&lt;/strong&gt; isimli fırın ustası, başkanın bu fikrini denemek istiyor. Bir tutam pastayı kökünden koparıp fırına atıyor. Pasta piştikçe yumuşuyor, piştikçe yumuşuyor. Yumuşadıkça bükülüyor. Büküldükçe yumuşuyor. Beyle sakız gibi bi şey oluyor. Fırıncı bunu görünce ağlıyor.&lt;br /&gt;-Yüce tanrım, sen ki pastayı eğip bükensin. Lütfen bu günahımı affet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra fırında bulunan &lt;strong&gt;Meryem Ana&lt;/strong&gt; heykelinin gözlerinden yaşlar geliyor. Fırıncı korku ve aşkla kendinden geçiyor. Yaşları bir hamam tasında toplayıp kazana döküyor. Üstüne yumuşamış pastayı koyuyor. Biraz tuz ekip haşlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su kaynarken kaşıkla tadına bakıp tuzunu ayarlıyor. Kaynayınca ocağı kısıyor ve kazandakileri kevgire boşaltıyor. Suyu kevgirden geçirdikten sonra pişmiş pastayı bir tabağa döküyor. Üzerine biraz da &lt;em&gt;caparella&lt;/em&gt; sosu döktükten sonra tadına bakıyor.&lt;br /&gt;-Hmmmmm... &lt;em&gt;Prima&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;fantastico&lt;/em&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen sokağa çıkıp bu mucizeyi halkla paylaşıyor.&lt;br /&gt;-Ey mümin halk! Ey din kardeşlerim! Aziz Danette'nin bastığı toprakta büyüyen bu pastayı, Meryem Anamızın gözyaşıyla kaynattım. Sonuç mu? Mükkemmel! Gelin tadına bakın! (kristiyan) diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o gün İtalyan esnafı &lt;strong&gt;kutsal spagetti yemeği&lt;/strong&gt; ile tanışıyor. Gavurun makarnaya pasta demesinin sebebi de bu zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk tarladan topladığı pastayı eve gidip kaynatıyor. Pişen makarnaları yiyip güç ve kuvvet kazanıyorlar. Sonra bu enerjilerini saray kapısını zorlayarak boşaltıyorlar. Toto Maldini'nin sekreterinden randevu alıp ofisini basıyorlar. İsyan sonucunda Maldini &lt;em&gt;tarantino&lt;/em&gt;sunun kellesini giyotinle kesiyorlar ve bir hafta şehirde sallandırıyorlar ki bundan sonra aynısını yapmak isteyecek &lt;em&gt;lombardo&lt;/em&gt;ların gözü korksun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu duyan diğer şehirler aynı yöntemle isyan başlatıyor. İtalya'da tüm belediye lordları devriliyor. Lombard birliği oluşturularak üniter devletin temeli atılıyor. Ve bu sebebtendir ki Sultan Mehmet'in seferi başarısız oluyor ve daha evvelinde Kanuni Sultan Süleyman ile taaaaaaaaaaaaa Viyana kapılarına kadar dayanan Osmanlı ordusu, bu sefer geri çekilmek zorunda kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar eriyor muradına, biz çıkalım seferine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Valla doğaçlama değil, direk ansiklopediden geçirdim.)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-112903806980109735?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/112903806980109735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=112903806980109735' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112903806980109735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112903806980109735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/10/ekmek-bulamazlarsa-pasta-yesinler.html' title='Ekmek Bulamazlarsa Pasta Yesinler'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-112878800123856528</id><published>2005-10-08T19:11:00.000+03:00</published><updated>2005-11-18T20:29:26.813+02:00</updated><title type='text'>Windows Media Player Eziyetine Son</title><content type='html'>&lt;span &gt;&lt;strong&gt;regsvr32 /u wmpshell.dll&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu run ile (windows tuşu+r) ya da komut isteminde çalıştırırsanız, Media Player shellden elini ayağını çekiyor. Örneğin mp3 dosyasına sağ tıklayınca "Add to playlist", "Burn with Media Player" gibi tonlarca komut da yok oluyor. Süfer!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-112878800123856528?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/112878800123856528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=112878800123856528' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112878800123856528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112878800123856528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/10/windows-media-player-eziyetine-son.html' title='Windows Media Player Eziyetine Son'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-112792662055107219</id><published>2005-09-28T19:57:00.000+03:00</published><updated>2005-11-18T20:29:22.500+02:00</updated><title type='text'>Dönüş Diye Çevrilmiş Rus Filmi</title><content type='html'>&lt;span &gt;Dün de okulda &lt;strong&gt;Dönüş&lt;/strong&gt;, orjinal isimliyle Vozvrashcheniye... Vozravrschcehniye.. Vozvar... ne skimse artık o filmi izledim. Hayatımda sonuna kadar izlediğim en bayıcı film idi kendileri. 2.5 saat boyunca yönetmen bizlere bir bayırları, bir kırları, yoldan geçen tırları, ağaçları filan gösterdi. Filmin sonunda da hikayeyi bağlamayadan bitti film. Öyle gudik ötesi iç sıkan bi şeydi. Misal arabadan eşya indiriyolar adam yer doldursun diye tüm aktiviteyi izletti. 15 dakikada bagajdan koltuklardan tek tek eşya çıkardılar, arabaya eşya yüklediler, sandala eşya yüklediler, sandaldan eşya çıkardılar, çadır kurdular, çadır söktüler... Sonuçta hikayeyi anlatacak vakit kalmadı. Hani böyle bi aksiyon bi atraksiyon olur belki diye bekledim nafile... Bu yüzyılın (son 5 yılın) en sıkıcı filmi diyebilirim rahatlıkla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi de &lt;strong&gt;Ekşi Sözlük&lt;/strong&gt;©'te de &lt;strong&gt;Sindrella Adam&lt;/strong&gt;'da olduğu gibi bir methiyeler bir övmeler. Yok tarihin en süper filmi, yok yönetmen metafor denizlerinde analoji rüzgarları estirmiş, yok hikaye aslında çok kapalıymış da fotoğraftaki ayrıntılarla tamamlanıyomuş, yok ışık ve renk paleti bir sistematikte birbirini tamamlamış filan... Ben mi aptalım bunları yazanlar mı orasını çözemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi izlemek için tek bir sebep, işte gidip bi iki sahneyi ezberleyip (hiç zor değil) "Oedipal özümsemelerin doruğa çıktığı bir sahne." gibi kuntin yorumlarla entel dantel ortamlarda manita yapmaya çalışmak olabilir. Muhtemelen diğer insanlarda aynı amaçlarla orda olacağından zor olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta bence boktan bi film; kaybettiğim vakte yanarım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-112792662055107219?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/112792662055107219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=112792662055107219' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112792662055107219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112792662055107219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/09/dn-diye-evrilmi-rus-filmi.html' title='Dönüş Diye Çevrilmiş Rus Filmi'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-112776770913754837</id><published>2005-09-26T23:44:00.000+03:00</published><updated>2005-11-18T20:32:03.950+02:00</updated><title type='text'>İnsan Bedeninin Fiyatı</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span &gt;İnsanların köle olarak birinden birine satıldığı günler geride kaldı gibi gözüküyor. Ama yine insan bedeninin bi kısmı satılamaz mı? Para karşılığı seksten bahsetmiyorum. Böyle bedenin bi kısmı bi süreliğine kiraya verilecek mesela. İlk bakışta mümkünatı yok gibi gözüküyor. Hani tutucam mesela bacağımı vericem adam bi süre işleticek bana para ödeyecek, olacak iş değil. Ama insan bedenini 3 boyutlu değil de zamanı da katarak 4 boyutlu olarak düşünürsek bi süre bedenimizi başkasına idare ettirdiğimizde bu dördüncü boyutta bir kesidini satmış olmuyo muyuz? Mesela bi adam işe gidiyo günde sekiz saat çalışıyor karşılığında (saat başı ortalama beş milyondan) &lt;strong&gt;40 milyon&lt;/strong&gt; para alıyor diyelim. Bu insan bedeninden 8 saatlik bir dilimi kesip başkasına satmış olmuyor mu? E o 8 saati kullanan adam da eşşek gibi çalıştırarak bedenin ebesini sikiyor geriye yorgun bi beden kalıyor. Hani sanki bi dilim pizza veriyomuşuz da adam dilimi çektikçe pizzanın kalanı da sünüp pizzayı bok ediyormuş gibi. O sekiz saat yüzünden 4 saat daha fazla uyumamız gerekecek (Uyumazsak total süre uzunluğundan yani yaşam süremizden kesmiş olacaz, aynı hesaba denk gelecek). Eder sana günde 12 saat. E 40 milyon almıştık. Bu durumda insan bedeninin saati &lt;strong&gt;3 milyon 300 bin&lt;/strong&gt; filan yapıyor (ki bence çok ucuz). Buradan ufak bi oranlamayla 70 yıl (&lt;strong&gt;613200 saat&lt;/strong&gt;) yaşayacak bir insanın fiyatı&lt;strong&gt; 2 trilyar&lt;/strong&gt; filan yapıyor. İyi yine ucuza gitmiyomuşuz. Milyon filan çıkacak sandım; "&lt;em&gt;Ulan şu kadar milyonluk değerimiz var hala bid bid çene yapıyoruz.&lt;/em&gt;" diycektim diyemedim. Neyse iyi oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-112776770913754837?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/112776770913754837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=112776770913754837' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112776770913754837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112776770913754837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/09/insan-bedeninin-fiyat.html' title='İnsan Bedeninin Fiyatı'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-112776075687465067</id><published>2005-09-26T21:39:00.000+03:00</published><updated>2005-11-18T20:32:22.173+02:00</updated><title type='text'>Külkedisi Adam</title><content type='html'>&lt;span &gt;Ortada dolanan söylentilere aldanıp "Yok süper filmiş, yok merak ettim" deyip kesinlikle Cindrella Man isimli gucube filme gitmeyin. "Abi kesin ama kesin gitmem gerek." diyosanız da altta yazacaklarımı okumayın. Spoiler yapacağımdan değil "Ulan adam o kadar anlattı hala mal gibi gittim." dememek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle filmin Sindrella'yla hiç bi alakası yok. Filmin adı da zaten "Rocky 5: The Cindrella Man" olmalı. Direk de sonunu söyleyim: "İyiler kazanıyor!" Evet bir boks filminden beklenen her şeyi veriyor film. Bi tane iyi aile babası kahraman boksör var, bi tane puşt orznbu çocuğu ipne bi boksör var. Tabi bu puşt olanın daha önceden ringte leşi var, final maçında ise aile babası ile karşılacak. Herkes puşta bahis yatırıyor, aile babası atak başlıyor, puşt tam bunu devirecekken aile babasının aklına ailesi geliyor gaza gelip maçı alıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film bundan ibaret. Başrolde en doğru seçim Russel Crowe var. Daha hödük oynayamaz başkası. Ayrıca filmde bi de "Biz o kadar fakirdik ki salam bile yiyemezdik." temalı Amerikan geyikleri var. Off off...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rocky'deki "Acı yok! Acı yok!" yerine de "Bam bam güm!" koymuşlar. Bam bam güm ne mına koyim!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulan süper film dediniz meraktan çatladım gittim ne olduğuna bile bakmadan; boks filmi çıktı. Bu mu lan sizin sinema anlayışınız. Tamam gerçek hikayeden uyarlama olabilir de kimin hikayesi lan? Boksörün! Hani yazar olsa, müzisyen olsa, bilim adamı olsa hayat hikayesinin filmine giderim. Ama boksör lan bu, hayatta yapabildiği tek şey yumruk atmak! Ne gibi bir hikayesi olabilir? Filmde de yok zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da istiyosanız gidin ilk yarı sonuna kadar haksız mıyım değil miyim görün. İkinci yarıyı anlattım zaten (baba kazanıyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sindrella Man'miş. Götümün Sindrellası!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-112776075687465067?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/112776075687465067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=112776075687465067' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112776075687465067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112776075687465067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/09/klkedisi-adam.html' title='Külkedisi Adam'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-112620139432789646</id><published>2005-09-08T21:26:00.000+03:00</published><updated>2005-11-18T20:32:30.790+02:00</updated><title type='text'>XP ile Gelen Sülük Programlar</title><content type='html'>&lt;span &gt;Yesyeni XP kurduğunuzda başınıza bin bir türlü bela açan programlar şunlar efendim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Windows Media Player:&lt;/strong&gt; Kendini bi bok zanneden programların birincil temsilcisidir. Siz ne kadar shellden yok ettiğinizi düşünün o yine de gelir dosya extensionlarını kapar. Ayrıca uninstall edilemez. Çok yavaş açılmasına ve deli bellek yemesine rağmen bunun updateini yapan, yeni versiyonlarını kuranlar vardır; onlara akıl beyin diliyorum.&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.bsplayer.com/"&gt;&lt;span &gt;http://www.bsplayer.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.winamp.com"&gt;&lt;span &gt;http://www.winamp.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Frontpage Express:&lt;/strong&gt; Evet ne kadar manyak bi programsa bu artık XP ile birlikte gelmez ama kurulu gözükür. "C:\Program Files\microsoft frontpage\version3.0\bin" adlı güzide boş klasör de silinemez. İnanmıyorsanız buyrun deneyin. Öyle delinin kuyuya attığı taş kıvamında bir klasördür bu. Bu program da uninstall edilemez, niye? Çünkü zaten yüklü değildir. Daha iyi alternatifleri varken bi de bunun &lt;em&gt;express&lt;/em&gt;sizini satın alanlar vardır. Daha ne diyeyim?&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.macromedia.com/software/dreamweaver"&gt;&lt;span &gt;http://www.macromedia.com/software/dreamweaver&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Notepad:&lt;/strong&gt; Microsoft tarihinin en buglı programı XP ile gelen notepad.exe'dir. Word wrap yapınca yazıyı kaybeder, undosu bi garip çalışır, düzgün dosya kaydedemez vs. vs... Önceki notepad sürümlerinin kocamış halidir. Bi de XP de default yazı göstericidir ve asla bunu değiştiremezsiniz. Bunun için yapmanız gereken şey, alternatiflerinin yanında gelen &lt;em&gt;notepad.exe&lt;/em&gt; dosyasını &lt;em&gt;C:\Windows\System 32\notepad.exe&lt;/em&gt; ile değiştirmektir. Uninstall tabi ki yoktur ama en azından tek dosyadır sil gitsin yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.crimsoneditor.com"&gt;&lt;span &gt;http://www.crimsoneditor.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.textpad.com"&gt;&lt;span &gt;http://www.textpad.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.ultraedit.com"&gt;&lt;span &gt;http://www.ultraedit.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.flos-freeware.ch/notepad2"&gt;&lt;span &gt;http://www.flos-freeware.ch/notepad2&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dr. Watson:&lt;/strong&gt; Dr. Watsın alternatifine bile gerek olmayan saçma sapan bir programdır. NULL pointera yazmaya kalktığınız için yarım saat sistem analizi yapar. Kapatmak için registry de &lt;em&gt;HKLM-&gt;SOFTWARE-&gt;Microsoft-&gt;Windows NT-&gt;AeDebug-&gt;Auto&lt;/em&gt; değerini &lt;em&gt;0&lt;/em&gt; yapın. Tahmin edin? Uninstallu yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Windows Resim ve Fax Görüntüleyicisi:&lt;/strong&gt; İsminde bile meymenet olmayan bu sülük shelle tam anlamıyla yapışmış durumdadır. Yani bir image viewer kurdunuz ve extensionları ona verdiniz diyelim. 10 dakika içinde bu ucube program geri ele geçirir jpegi, gifi. Zaten bir image viewerdan öte "&lt;em&gt;aile fotoğraflarımı slayt gösterisi yap&lt;/em&gt;" havası vardır ama onu bile doğru düzgün yapamaz. Sıfır ayarlanabilirdir. Ama hala nedense Microsoft yaparsa iyisini yapar insancıkları bundan vazgeçmezler, üstüne sizinle tartışmaya girerler. Tabi ki bu güzide programın da uninstallu yoktur.&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.irfanview.com"&gt;&lt;span &gt;http://www.irfanview.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Windows Messenger:&lt;/strong&gt; XP kurduğunuzda her gün sizi karşılayan çarpılı yeşil adamdır windows messenger. MSN Messenger'ın eski görünümüne sahiptir. Kapatmak için programı açın ve seçeneklerde "Oturum Başlangıcında Messenger'ı Başlat" gibi bir opsiyonu kapatın. Zaten uninstall edemiyorsunuz.&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://messenger.msn.com"&gt;&lt;span &gt;http://messenger.msn.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.icq.com"&gt;&lt;span &gt;http://www.icq.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://google.com/gtalk"&gt;&lt;span &gt;http://google.com/gtalk&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span &gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında başa bela olmasalarda pasif sülüklük gerçekleştiren diğer bazı programlar da şöyle: &lt;strong&gt;Outlook Express&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;NetMeeting&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;MSN Gaming Zone&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;Movie Maker&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar tek exelik ufak toollar değil ve Program Files'ı uyuzca domine etmekteler. Sil kurtul yapabileceğinizi sanıyorsanız da yanılıyorsunuz. Her biri öyle bir tilkilikle hazırlanmış ki her birininin bulundukları konumda en az bir klasör silinemiyor. Genel amaçları Program Files'ın karışık görünmesine sebep olmak. Ayrıca fark etmiyor zaten, isterseniz tüm dosyalarını silin 10 saniye içinde XP o klasörleri eski haline getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi de C:\Documents and Setting\All Users altında XP'nin insanlara komunizm aşılayan &lt;strong&gt;Paylaşılan Belgelerim&lt;/strong&gt; dizini var ve o da silinemiyor. Paylaşmak istemiyorum kardeşim zaten tek başımıza takılıyoruz şurada. (Bu bi şekilde kalkıyodu ama bulamadım şimdi.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama her şeye rağmen hakkı yenmemesi gereken güzel programlar da geliyor onlara da bir kaç örnek verelim de taraflı konuşmuş olmayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Internet Explorer:&lt;/strong&gt; XP ile gelen sürümünde hiç bir uyuzluk bulunmamakta. Görev çubuğunda gruplandırmayı kaldırdığınız sürece her şey güllük gülistanlık. Tamamen olmasa da önemli özelliklerinin çoğu değiştirilebilir. Zaten o kadar çok alternatifi var ki ayakta tutunmasının tek yolu bunu yapmak. Ve her şeyden önemlisi Uninstall edilebiliyor ve hatta ve hatta XP yüklerken bunu kurmamayı bile seçebiliyosunuz. Daha ne olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mayın Tarlası:&lt;/strong&gt; XP'nin Mayın Tarlası o kadar süper ki başka bi şey oynayamıyosunuz. Hatta eski Mayın Tarlası sürümlerine bile yüz çeviriyorsunuz. İstenildiğinde kaldırılabilmesi de cabası. Tek eksiği hiç bir ekstra özelliği olmamasına rağmen 117kb tutması. Ona da kadı kızıdır diyor izin veriyoruz artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Task Manager:&lt;/strong&gt; Windows 98'in Task Manager'ının tam tersi bir yazılım. İki Ctrl+Alt+Del'de reset atmaması mı diyim, tüm processleri göstermesi mi diyim, her durumda çalışabilmesi mi diyim, İstisnasız her şeyi kill edebilmesi mi diyim karar veremedim. Diğer Microsoft Programlarını kapatmak için bire bir. Hatta en önemlisi amaçsız program &lt;em&gt;SynCor.exe&lt;/em&gt;'yi kapatıp lock ettiği dosyaları da silebiliyosunuz. Uninstall etmek bile istemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günlük bu kadar, tekrar görüşmek üzere. Esen kalın.. (ensen kalın olsaymış daha iyiymiş)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-112620139432789646?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/112620139432789646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=112620139432789646' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112620139432789646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112620139432789646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/09/xp-ile-gelen-slk-programlar_08.html' title='XP ile Gelen Sülük Programlar'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12539957.post-112505233104034579</id><published>2005-08-26T13:30:00.000+03:00</published><updated>2005-11-18T20:32:14.010+02:00</updated><title type='text'>Hoşgeldim</title><content type='html'>&lt;span &gt;Ya işte bende bi blogger tutayım da arada canım sıkıldıkça bi şeyler yazayım dedim, fena mı ettim a dostlar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12539957-112505233104034579?l=pantolonunusevdim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/feeds/112505233104034579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12539957&amp;postID=112505233104034579' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112505233104034579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12539957/posts/default/112505233104034579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pantolonunusevdim.blogspot.com/2005/08/hogeldim.html' title='Hoşgeldim'/><author><name>anesthetic</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
