Blogger Şeysi

31 Ocak 2006

Stop Motion Star Wars Animasyonu

İki gündür evde oturuyorum, yapacak bir şey bulamayınca stop motion animasyona girişeyim dedim.Legolarla bir iki ufak araç yaptım, webcamimi güzelce yerletirdim ve çekimlere başladım.Sabah çekimlerinde güneş ışığı sürekli değiştiği için doğru düzgün renk ayarı yapamadım, zaten legolara her elimi attığımda kamerayı kaydırdığım için ultra dandik bir şey çıktı ortaya.Toplam 250 resim ve yaklaşık 450-500 frame kullandım, animasyon 2 dakika sürmüyordur sanırım.Bunları yapmak için neredeyse 15 saat uğraşmışımdır, fantastik özel efektlerimle George Lucas'ın yanında çalışabilirim belki.Bir yerlerden başlamak lazım!Buyurun linki, sağ tıklayıp kaydet derseniz daha iyi yaparsınız:

url silindi(5.580k)

bunlar da geçici alternatif linkler:

http://rapidshare.de/files/12245194/star_wars.swf.html (5.580k)
http://www.megaupload.com/?d=A0B5KHVL (5.580k)

29 Ocak 2006

Anes's Guide To The Theater Restrooms

(Bakınız sinemayla haşır neşir olduğumdan mekana theater dedim.)

Ben de sinemaların en önemli yerleri olan ama maalesef unutulmaya yüz tutmuş köşelerini, yani helalarını inceleyeyim. Tuvaletlerin bazısına gitmedim, bazılarını ise hatırlamıyorum. Bu aşağıdakiler hatırladıklarımdır. Orada bizi okuyan bi kaç kişiye yardımcı olabilirsem ne ala efendim.

Kızılay Büyülü Fener:
Efendim yer altında iki katta da bulunuyor bunlardan. Hemen kullanacaklar için uyarı yapayım. Tuvalet dışındaki zemin ile içindeki zemin arasında 10cm'lik bir fark var. Genelde kapıyı ittirip içeri girmeye çalışan kimse ayağını boşlukta buluyor ve o ayak patadanak yere düşüyor. Bir de yerler ıslaksa... Aman dikkat edin efendim, uyarı bizden önlem sizden. Tuvaletlere gelince sağda 3 adet pisuar olması lazım en sondakini kullanmayın çünkü onun solunda büyük bir boşluk var. İnsan "şimdi oraya biri geçecek ve pipimi görecek" paranoyasına kapılıyor. Pisuarlar ve lavabolar arasındaki mesafe göt kadar, bir seferde max 5 kişi filan alabilir kanımca. İki adet de kabin bulunuyor. Bunlar da gösteriyor ki filmden önce çişinizi yapın, film arasında tuvalette arbede yaşanacak. Beğendik civarı sıkışırsanız kullanabilirsiniz ama seans başları filansa beyaz önlüklü adamlar size pis pis bakacaktır, aldırış etmeyin. Ben katlanamam diyorsanız Beğendik'in tuvaletini bulmak zorunda kalırsınız, ki labirentten çıkış aramaya benzer kendileri.

Bahçeli Tüze On:
Hah! En çok gittiğim ama hiç bir film izlemediğim sinema burası. Salonlar dışında tek tuvalet en alt katta bowling salonunda köşede bulunuyor. Orta boy bir genişlikte ama yerler çoğunlukla çamur içinde, çok sıkışmazsanız asla tavsiye etmiyorum. O kadar bowling oynamama rağmen sadece iki kez kullandım neden diye sorsanız yanıtlayamam şimdi.

Armada Tüze Sinemaları:
Şimdi bu sinemanın tuvaletleri Armada'nın kendi tuvaletleri yanında tam bir tezat abidesidir. Armada'nın portatif kabinli ev helası büyüklüğünde tuvaletleri bir yana, sinemanın devasa ve teknolojik tuvaleti diğer yana. Sinemanın tuvaleti, bilet alınan yerin hemen karşısında. Kapısında, zamanında sıkıştığı için tuvalete koşan fakat bakım sebebiyle kilitli olan kapısına toslayıp izi çıkan yeşil bir adamın hatırası bulunuyor. Girer girmez karşıda lavabolar bulunuyor. Hani elinizi altına sokunca su döken çeşme teknolojisi var ya, burdaki çeşmeler onun da aşmışı. Suyun akması için düşünmeniz yeterli, o derece. Su bile elinizin kirli yerlerine yöneliyor zaten. Lavabolardan sola dönerseniz karşıda kabinler olacak. Ama oraya ulaşmaya çalışırsanız muhtemelen filme gecikirsiniz. Mesafe o kadar fazla ki direk koyup maç yapın yani, o kadar büyük bir hela. Girişin olduğu duvarda pisuarlar bulunuyor. Dikkat edilmesi gereken tek nokta pisuarların tepesinde sizin çişinizin bittiğini algılayan sensörler yerine direk koca koca kameralar olması. Yani birileri kontrol odasında işeyenleri izliyor ve "Pisuar 3'de işlem sona erdi. Suyu dökmek için herhangi bir tuşa basın." ibarelerini onaylıyor. O bakımdan hafif kenardan, kameranın bakmadığı yerlerden işemek belki pipinizin görünmesini bi nebze engellyebilir, o da belki.

Kızılay Metropol:
Şimdi burası en son yıkılıp baştan yapılıyordu. Ne oldu bilemem ama şöyleydi. Hemen girişte sola u dönüşü yapıp merdivenlerden aşağı inerseniz salon dışı tuvaleti buluyordunuz. Hemen kapıyı açar açmaz lavabolarla karşılaşıyordunuz. Hatta direk fark etmezseniz birine tosluyordunuz. O bakımdan tasarım özürlü bir tuvaletti. İki lavabo, iki pisuar iki de alaturka kabinin her derde deva olacağını sanan insanlar tarafından tasarlanmıştı. Pisuarlardan ikisinin de dış tarafı açıklıktı, o bakımdan bi elle pipiyi kapatarak diğer elle işemek gerekiyordu. Salonların ordaki tuvaletler ise her katta büfenin yakınındaydı. Her birinde iki lavabo, bir pisuar, bir de kabin olması lazım. Her film arasında tuvalet önünde uzun kuyruklar oluşurdu. Bu kuyruklar esnasında nice delikanlılarımız nice genç kızlarımız altına işedi. Neyse, gitmeyin zaten buraya iyice halk sineması kıvamında bir yer. Çocukken giderdik biz okul çıkışı filan. Eskiden Kızılay'da sıkışırsam hep buraya giderdim ama artık favorim Büyülü Fener.

Diğer sinemaların tuvaletlerini hayal meyal hatırladığım için yardımcı olamayacağımı düşünüyorum, kusura bakmasın kimse.

28 Ocak 2006

Zeke's Guide To The Cinema

Madem bu kadar çok sinema geziyorum, bir rehber hazırlayım dedim.Bir sürü sinema eksik, biliyorum ama kalan sinemalar hakkında pek bilgim yok.Bunlar dışında Kavaklıdere, Ata On Tower ve belki Arcadium dışında çok önemli sinemalar da yok zaten.Atakule'ye hayatımda 4-5 gittim, onun için salonlarını pek bilmiyorum.Kavaklıdere'nin yerini bile bilmiyorum!Arcadium'dakine ise hiç gitme fırsatım olmadı.Eğer onlara da yolum düşerse yazarım.Kavaklıdere'de çok güzel filmler gösteriyorlar.Büyülü Fener sinemaları gibi Denk Ajans'a bağlı orası da.Onun için gönül rahatlığıyla önerebilirim!

Kızılay Büyülü Fener:
Son zamanlarda en çok buraya gidiyorum.11 tane salonları var, üçü büyük diğer sekizi orta/küçük.Büyük olanları alt kata ve birinci kata koymuşlar, diğerlerini de üstteki iki kata.Küçük salonlarında biraz yalıtım sorunu var, sessiz olduğu zamanlar yan salondakiler duyulabiliyor.Ama filme kaptırınca farkedilmiyor.Pazartesi ve çarşamba günleri indirimli 6 ytl, diğer günler de 6.5 ytl.Personelleri oldukça iyi, yüzmeden çıkıp buraya gidiyorum genelde.Bir sürü salonları olduğu için çoğu filmi oynatıyorlar.Arada sırada festivaller de geliyor ama pek ilgi çekici bir şey görmedim açıldığından beri.Güzel festivaller için Ankapol ve Kızılırmak sinemalarına gitmek lazım.

Bahçeli Büyülü Fener:
En çok sevdiğim sinema burası, buraya gelen filmleri başka yerde izlemiyorum.Bilet fiyatları ve indirim günleri Kızılay Büyülü Fener'le aynı.Çalışanlarıyla bir ara oldukça yakınlaşmıştık, şimdi kayboldu hepsi ortadan.Ama hala en iyi personele sahip sinema burası.4 tane salonları var, Hulusi Kentmen dışındakiler güzel.Ama o salon çok çok küçük, hiç sevmiyorum.Odam kadar ya var ya yok!Şener Şen ve Türkan Şoray salonları büyük, yeni gelen filmleri bunlara koyuyorlar genelde, bir-iki hafta geçince de diğerlerine kayıyor.En sevdiğim salonları ise Atıf Yılmaz salonu.Dünyada film izlemeyi en çok sevdiğim yer burası.Orta/küçük bir salon sayılır.Perde-koltuk mesafesi mükemmel.Birkaç gün buraya kapanıp sürekli film izlemek gibi bir fantezim var.Umarım bir gün gerçekleşir :)

Bahçeli Tüze On:
Evden uzaklaşmak istemediğimde buraya gidiyorum, Bahçeli Büyülü Fener'e bütün filmler gelemiyor haliyle.Orada bulamayınca buraya gidiyorum.Bilet fiyatları aynı, eskiden karşısında vip salonları vardı.0.5 ytl fark verip süper koltuklarda, güzel ses sitemiyle film izliyorduk.Ama orayı kapatıp düğün salonu yaptılar, çok üzüldüm.Geriye kalan normal On'un 4 tane salonu var.İki tanesi orta/küçük diğer ikisi de büyük.Bütün salonlarını seviyorum buranın, pek kalabalık olmuyor.Çizgi film oynattıklarında haftaiçi ilk seanslara gitmeyin, etraftaki kreşler çocukları getiriyorlar.Gürültülü oluyor o zaman da.

Armada Tüze Sinemaları:
burada da Kızılay Büyülü Fener gibi bir sürü salon var.Onun için çoğu film geliyor, başka yerde bulamadığım film olunca mecburen yolum düşüyor.Aslında seviyorum burayı ama çok kalabalık oluyor, ayrıca bilet fiyatları normalden 1 ytl fazla.Onun için düzenli gittiğim bir yer değil, yanımda birileri olduğunda gidiyorum genelde.Cuma ve cumartesi geceleri geç saate seans koyuyorlar ve neredeyse bütün koltuklar doluyor.Eğer kalabalıktan rahatsız oluyorsanız gitmeyin.Öyle kız arkadaşımı alıp romantik yapayım diyebileceğiniz gibi bir şey olmuyor :) Buranın 3d ve "4d" salonları da var, ama uzun zamandır tadilatta diyorlar.Bir kere açık yakalamıştım ama normal biletin iki katı para verip yarısı kadar zaman geçirmek istemedim onlarla.Onun yerine iki filme girmiştim sanırım.Burası bazı salonlarında çılgınlar gibi reklam oynatıyor, bayabilir.

Cinebonus Bilkent:
Burası Cinemaxx'dı, adını değiştirdiler, içi değişti mi bilmiyorum.Fiyatları Armada'yla aynıydı eskiden.Hiç sevdiğim bir sinema değil.Zaten sadece popüler filmleri getiriyorlar, çok nadir oluyor özel filmler geldiği.Bana uzak olduğu için de uzun zamandır gitmedim.Yine de salonları güzel, eğer yolunuz düşerse ve istediğiniz bir film görürseniz girmekten çekinmeyin.Tabi burası da her alışveriş merkezi sineması gibi kalabalık!Aynı şekilde reklamlar da uzun sürüyor.

Odeon Cineplex:
Güzel sinema ama çok pahalı, sanırım 2 ytl fazla diğerlerinden.Üstelik reklam rekortmeni, fragmanlarla birlikte yarım saat filmi göremeden bekleyebilirsiniz burada.İyi yanı eskisi kadar kalabalık olmaması, özellikle erken seanslarda gelen pek kimse olmuyor.Yine de başka yere gelmeyen bir film yoksa gitmiyorum, arada sırada gelebiliyor böyle filmler.Yazları salonları çok soğuk oluyor, yanınıza hırka felan alın üşütmeyin

Ankapol Sineması:
Buranın iki katlı devasa bir salonu var.Bilet fiyatları güzel, çok güzel festivaller geliyor.Hatta bazı festivallerde biletler daha da ucuz oluyor.Ama tek bir salonu olması büyük bir handikap, festival olmadığı zamanlarda sadece sıradan popüler filmleri gösteriyorlar haliyle.Festival olduğu zamanlarda da inanılmaz kalbalık oluyor, belki 300-400 kişilik olan salonun 250-300'ü doluyor.Ben rahatsız olduğum için çok çok izlemek istediğim bir film yoksa gitmiyorum.

Kızılırmak Sineması:
Burası ne kadar unutulmuş/kıyıda köşede kalmış film varsa getiriyor, bir sürü festival de bonus.En büyük özelliği bu, yoksa gitmek istediğim bir yer değil.Kendi izleyicisi var, film izlemeye gelenler bir süre tanıdık geliyor.Personelini ve binasını pek sevmiyorum buranın, ama bilet fiyatları güzel.4 tane salonları var, sadece ikisini gördüm.Birinci salonları Ankapol kadar olmasa da inanılmaz büyük.İlk gördüğümde hoşuma gitmişti, şimdi pek sevmiyorum.Dördüncü salonları ise Bahçeli Büyülü Fener'deki Hulusi Kentmen Salonu'ndan bile küçük.Üstelik tam yanında tuvalet var ve berbat kokuyor, kesinlikle ama kesinlikle o salonda film izlemeyin.

19 Ocak 2006

The Incredibly Strange Creatures Who Stopped Living And Became Mixed-Up Zombies!!?

Az önce IMBD Bottom 100 listesine bakıyordum, bu film listede ilk (veya son!!?) sırayı kapamamış ama en dikkat çeken olmayı başarmış.Aslında 20-30 tane Ed Wood filminin listeyi doldurmasını beklerdim, pek yoktu - en azından ben seçemedim.Anlaşılan insanlar sempati duyuyorlar Ed Wood'a, bizim Dünyayı Kurtaran Adam'a duyduğumuz gibi.Onu da bulamadım listede.Ayrıca itiraf etmem gerekir ki listedeki Problem Child, Police Academy serisi, Kazaam, Captain America, Spice World, Street Fighter gibi filmleri her rastladığımda sevgi ve beğeniyle izliyorum.Ayrıca Martin Brest gibi bir yönetmenin Gigli gibi bir şey çekmesini aklım almıyor!Zaten adam utancından ortadan kayboldu o filmden sonra.

Uzun isimli filmimiz 34. sıraya oturmuş, bu listede olduğunu bilmeseydim daha ismini ilk duyduğum anda bu dünyanın en kötü filmi diyebilirdim.Bence hak ettiği yerde değil, ilk sırada Anus Magillicutty diye çok güzel isimli bir film var.Böyle bir ismi olan film ne kadar kötü olabilir ki!Yönetmeni Morey Fineburgh'un çekebildiği ilk ve son film olması çok kötü bence, Penis Maggotculprit gibi bir film daha çekmesini isterdim.Ama beni en çok şok eden uzun isimli filmimizin yönetmeni Ray Dennis Steckler oldu.Adam 27 tane daha film çekmiş ve çoğu daha isimleriyle bottom 100 listesinin top 10'unu zorlayabilecek güçte.Biraz örnek verirsem daha iyi anlarsınız sanırım:

Lemon Grove Kids Meet The Monsters
The Hollywood Strangler Meets The Skid Row Slasher
Rat Pfink A Boo Boo
The Mad Love Life Of A Hot Vampire
Sexual Satanic Awareness
The Horny Vampire

Son üç film adult olduğu için bir yere kadar anlayabilirim ama diğerleri dünya dışı bir yaratıcılığın ürünü olmalı.Gerçi böyle yazılar yazdıracak kadar çekici şeyler yapması takdir edilmesi gereken bir davranış, yine de on iki tane takma ad kullanıp kendisinin bundan utandığını görüyoruz.Hala yaşıyor olması beni hayat bağlayan çok önemli bir neden oldu öğrenince, belki tekrar film çekmeye başlar ve ben de vizyonda izleyebilirim!

16 Ocak 2006

Backmasking

Az önce "The Olivia Tremor Control - Dusk At Cubist Castle" albümünü dinliyordum.Yirminci şarkı Green Typewriters'ın sonlarında backmasking'e benzer sesler duyunca şarkıyı ters çevirdim ve bingo!Kaydı iki taraflı yapmışlar, hem de oldukça güzel.Hemen hemen şarkının hepsi iki taraflı dinlenebiliyor:

http://www.geocities.com/audiocagri/01.mp3 - orijinal (1299k)
http://www.geocities.com/audiocagri/02.mp3 - ters (1372k)

p.s. geocities saatte 5mb bandwidth koyduğu için hepsini bir seferde download edemezsiniz ne yazık ki. sabredin, bekleyin, daha iyi bir server bulmam için dua edin veya idare edin..

BONUS: http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_backward_messages